Ya O Benim Kızım Değilse? DNA Testi Yaptırmam Lazım Nedim, eşi Özlem’in yeni doğan kızlarıyla vakit geçirirken aklından bir türlü atamadığı şüpheyle sarsılıyordu: Ya bebek aslında onun kızı değilse? Geçen yıl iş için bir ay şehir dışına gitmişti. Dönüşünden birkaç hafta sonra eşi “Ailemize bir bebek geliyor!” müjdesini verdiğinde önce sevinmişti. Ancak Özlem’in kız kardeşi ziyarete gelip, kendi çocuğu için babalık testi yaptırdığını ve bunu da eşi içini rahat tutsun diye yaptığını anlatınca kafasında soru işaretleri oluşmaya başladı. “Neden biz de DNA testi yaptırmıyoruz?” dedi Nedim, huzur bulmak için. Eşinin cevabı bir anda büyük bir kavga başlatmış, etrafa yastıklar fırlatılmış, öyle ki komşular bile kapıya dayanmıştı. “Ne var bunda?” diye üsteledi Nedim, eşinin bu kadar tepki vermesinden aldatıldığı şüphesi iyice artıyordu. “Sadece emin olmak istiyorum, hepsi bu.” “Neyin kafasını yaşıyorsun sen? Hiç mi güvenmedin bana?” diye bağırdı Özlem, eline geçen bir yastığı daha savururken. “Bir ay yoktum evde, nereden bileceğim ne yaptığını?” dedi Nedim alayla. “DNA testi yaptırırız, sonucu öğreniriz ve bir daha bu konuyu açmam. Hadi, Özge’den kliniğin adresini sorarız.” “Ancak öbür dünyada!” dedi Özlem hiddetle ve kapıyı çarpıp çocuk odasına çekildi. *************************************************** Nedim, annesi Emine Hanım’a halini anlattığında “Vicdanı rahatsızdır, oğlum,” diye cevapladı annesi. “Kızı başkasından, gerçeğin ortaya çıkmasından korkuyor. Hatta, sen yokken evde başka bir adam vardı…” “Nereden biliyorsun?” diye atıldı Nedim. “Yani, babanın doğum günü için konuşmak istemiştim, eve gitmek istedim. Özlem bir türlü kapıyı açmadı, hâlbuki içerideydi. Açınca üstü başı dağılmış, koridorda da erkek ayakkabısı duruyordu.” “Nedir dedim, mutfak borusu patladı dedi,” diye gözlerini devirdi annesi. “Beni eve bile almadı.” “Neden bana söylemedin?” “Elimde kanıt yoktu ki, aranıza girmek istemedim,” dedi annesi. “Ama şimdi istiyorsan DNA testini kendin yaptır. Babası olarak hakkın var.” *********************************************** “Rahat olabilirsin,” dedi Nedim, bir kurye tarafından getirilen ve artık hiçbir anlamı kalmayan zarfı fırlatırken. “Arda benim oğlum, söz verdiğim gibi konuyu kapatıyorum.” “Çok iyi anladığımı sanmıyorum,” dedi Özlem, zarfı görünce şüphelendi. “Benim iznim olmadan testi mi yaptırdın?” “Evet, yaptırdım,” dedi Nedim umursamazca. “Oğlumu gezdirirken laboratuvara uğradım. Benim oğlum olduğu netleşti, sorun yok.” “Bir sorun var,” dedi Özlem sessizce. “Ve keşke bunu sen de anlardın.” Ertesi sabah Nedim işe gitti, akşam eve döndüğünde ise hayatı altüst oldu: Evde kimse yoktu. Eşinin ve kızının eşyaları da gitmişti. Masanın üzerinde ise yalnızca bir not duruyordu: “Güvensizliğin ile aramızdaki her şeyi yok ettin. Bir hainle yaşamak istemiyorum, boşanma davası açıyorum. Hiçbir şey istemiyorum; ne ev ne para. Sadece hayatımızdan çıkmanı istiyorum.” Nedim çok öfkelendi. Özlem onu nasıl bırakırdı! Üstelik çocuğu da alıp gitmişti! Telefonu kaptığı gibi eşini aradı. Telefona bir erkek çıktı. Hakarete boğunca adam “Bir daha arama,” deyip kapattı. “Demiştim, beni aldatıyordu!” diye köpürdü Nedim. Akıl edemediği şey, Özlem’in ailesinin evine gitmiş olabileceğiydi; telefona çıkan kişi belki de yeni uyuyan kardeşiydi. Ama Nedim kararını vermişti bile. Boşandılar, anlaşmalı olarak. Küçük Arda annesiyle kaldı ve bir daha asla babasını görmedi…

Ya Zeynep benim kızım değilse? DNA testi yaptırmalıyım

Mert dalgın dalgın salonun köşesindeki koltukta oturuyor, eşi Elifin yeni doğan bebekleriyle ilgilenmesini izliyor. Ancak aklından bir türlü çıkaramadığı, can sıkıcı bir düşünce kemiriyor onu: Gerçekten de bebeğin babası kendisi mi?

Geçen yıl bir ay kadar süren uzun bir iş seyahati için İstanbuldan ayrılmıştı. Dönüşünden iki hafta sonra Elif, ona bir müjde diye gördüğü haberi verdi: Bir çocukları olacaktı.

Mert ilk başta çok sevindi. Ancak daha sonra Elifin ablası Ayşegül, onlara kahvaltıya geldiğinde ilginç bir hikaye anlattı. Ayşegül, oğlunun babasından şüpheyi gidermek için DNA testi yaptırmıştı.

Elif, biz de DNA testi yaptıralım, kafam rahat etsin, dedi Mert.

Elifin tepkisi hiç gecikmedi. Evde müthiş bir kavga başladı; yastıklar, kitaplar havada uçuştu. Komşular bile duvarlara vurup sessiz olmalarını istedi.

Bunun nesi yanlış, diye ısrar etti Mert. İçindeki şüpheler iyice artmıştı. Bağırıp çağırmasının sebebi kesin suçluluk duygusundan, diye düşündü. Sadece emin olmak istiyorum o kadar.

Ne biçim düşüncelere kapıldın sen? diye öfkeyle bağırdı Elif, önündeki yastığı Merte fırlatarak. Sana bir kere bile şüphelenecek bir şey yaptım mı?

Bir ay yoktum evde, dedi Mert, yüzünde acı bir alayla. O arada neler oldu, nereden bileyim? Testi yaparız, sonucu öğrenirim ve bu konuyu bir daha açmam. Ne zaman gidiyoruz? Ablandan klinik adresini alırız.

Anca öteki dünyada, diye tersledi Elif, hızla beşiğe doğru yürüdü ve kapıyı güçlüce kapatarak odayı terk etti.

***************************************************

Anne, abartmıyorum bence çok normal bir isteğim var, diyen Mert annesi Gülhanıma dert yanıyor. Neden bu kadar sinirlendi anlamıyorum.

Oğlum, Elifin içinde bir şeyler saklı, dedi Gülhanım, oğluna kahve doldururken. Bak yaz bunu bir yere; çocuğun başkasıyla alakası var, şimdi de açığa çıkacak diye korkuyor. Üstelik, kısa bir tereddütle sürdü sözüne, sen şehir dışındayken bir şey olmuştu…

Ne oldu? dedi Mert, anında ilgisi artmıştı.

Açıkçası ailenize karışmak istemem ama O gün babanın yaşgünü hakkında konuşmak için uğradım. Evde olduğunu bildiğim halde Elif epey bekletti kapıda. Kapıyı açınca çok dağınıktı Antrede de bir erkek ayakkabısı vardı.

Sana ne dedi peki? diye öfkeyle sordu Mert. Sinirleri iyice bozulmuştu.

Sözde su borusu patlamış Gözlerimi devirdim ama, daha inandırıcı bir bahane bulabilirdi.

Neden bana söylemedin?

Zaten eve giremedim ki, bir şey göremedim, dedi Gülhanım dudak bükerek. Sizi üzmek istemedim.

Keşke söyleseydin! diye yüksek sesle söylendi Mert, neredeyse kahve fincanını deviriyordu. Şimdi ne yapacağım ben?

Zorla da olsa testi yaptır, dedi annesi, hafif bir tebessümle. Gelininden en baştan beri hoşlanmamıştı. Hatta kendin bile yapabilirsin. Kızın babası olarak hakkın var.

************************************************

Gönlün rahat olsun, dedi Mert, küçük bir zarfı masaya attı; kurye yeni teslim etmişti. Zeynep benim kızım. Söz verdiğim gibi, bu konuyu bir daha açmayacağım.

Hiçbir şey anlamadım, diye çıkıştı Elif, zarfı şüpheyle incelerken. Benim iznim olmadan şu lanet testi yaptırdın mı yani?

Yaptım tabii, dedi Mert, gayet rahat bir şekilde. Kızımla birlikte biraz dolaşırken laboratuvara uğradım, çok da uzun sürmedi. Sorun yok yani, her şey yolunda.

Bir sorun var, dedi Elif, sesi kısılmıştı. Sen hâlâ bunu anlayamıyorsun, yazık

Ertesi sabah Mert, her zamanki gibi işe gitti. Fakat akşam büyük bir şokla karşılaştı. Ev bomboştu, ne eşi ne de kızı vardı. Elifin ve Zeynepin eşyaları da yok olmuştu. Sadece orta sehpada tek başına bir not duruyordu.

Güvensizliğin, aramızda olan her şeyi yok etti. Bir daha asla bir hainle yaşamak istemiyorum, bu yüzden boşanma davası açıyorum. Evinden, paranla da ilgilenmiyorum; senden tek isteğim, hayatımızdan çıkman.

Mert öfkeyle doldu. Elif ona nasıl bunu yapar, hem de kızını alıp gider! Hemen telefonunu kaptı, defalarca aradı.

Bir erkek açtı telefonu. Sinirli Mertin bağırmalarını sessizce dinledi ve bir daha aramamasını rica etti.

Demiştim, demek ki aldatıyordu! dedi Mert, sinirden titreyerek. Daha yeni gitmişken başka bir adam mı buldu yani! Benden uzak dursun!

Mertin aklına Elifin ailesinin evine gittiği gelmemişti; arayan ise belki de abisiydi, kız kardeşini uyandırmak istememişti. Ama Mert kafasında çoktan kararını vermişti.

Boşanma kısa sürede, anlaşmalı olarak gerçekleşti. Küçük Zeynep annesiyle kaldı ve babasını bir daha hiç görmedi.

Rate article
Lifequest
Ya O Benim Kızım Değilse? DNA Testi Yaptırmam Lazım Nedim, eşi Özlem’in yeni doğan kızlarıyla vakit geçirirken aklından bir türlü atamadığı şüpheyle sarsılıyordu: Ya bebek aslında onun kızı değilse? Geçen yıl iş için bir ay şehir dışına gitmişti. Dönüşünden birkaç hafta sonra eşi “Ailemize bir bebek geliyor!” müjdesini verdiğinde önce sevinmişti. Ancak Özlem’in kız kardeşi ziyarete gelip, kendi çocuğu için babalık testi yaptırdığını ve bunu da eşi içini rahat tutsun diye yaptığını anlatınca kafasında soru işaretleri oluşmaya başladı. “Neden biz de DNA testi yaptırmıyoruz?” dedi Nedim, huzur bulmak için. Eşinin cevabı bir anda büyük bir kavga başlatmış, etrafa yastıklar fırlatılmış, öyle ki komşular bile kapıya dayanmıştı. “Ne var bunda?” diye üsteledi Nedim, eşinin bu kadar tepki vermesinden aldatıldığı şüphesi iyice artıyordu. “Sadece emin olmak istiyorum, hepsi bu.” “Neyin kafasını yaşıyorsun sen? Hiç mi güvenmedin bana?” diye bağırdı Özlem, eline geçen bir yastığı daha savururken. “Bir ay yoktum evde, nereden bileceğim ne yaptığını?” dedi Nedim alayla. “DNA testi yaptırırız, sonucu öğreniriz ve bir daha bu konuyu açmam. Hadi, Özge’den kliniğin adresini sorarız.” “Ancak öbür dünyada!” dedi Özlem hiddetle ve kapıyı çarpıp çocuk odasına çekildi. *************************************************** Nedim, annesi Emine Hanım’a halini anlattığında “Vicdanı rahatsızdır, oğlum,” diye cevapladı annesi. “Kızı başkasından, gerçeğin ortaya çıkmasından korkuyor. Hatta, sen yokken evde başka bir adam vardı…” “Nereden biliyorsun?” diye atıldı Nedim. “Yani, babanın doğum günü için konuşmak istemiştim, eve gitmek istedim. Özlem bir türlü kapıyı açmadı, hâlbuki içerideydi. Açınca üstü başı dağılmış, koridorda da erkek ayakkabısı duruyordu.” “Nedir dedim, mutfak borusu patladı dedi,” diye gözlerini devirdi annesi. “Beni eve bile almadı.” “Neden bana söylemedin?” “Elimde kanıt yoktu ki, aranıza girmek istemedim,” dedi annesi. “Ama şimdi istiyorsan DNA testini kendin yaptır. Babası olarak hakkın var.” *********************************************** “Rahat olabilirsin,” dedi Nedim, bir kurye tarafından getirilen ve artık hiçbir anlamı kalmayan zarfı fırlatırken. “Arda benim oğlum, söz verdiğim gibi konuyu kapatıyorum.” “Çok iyi anladığımı sanmıyorum,” dedi Özlem, zarfı görünce şüphelendi. “Benim iznim olmadan testi mi yaptırdın?” “Evet, yaptırdım,” dedi Nedim umursamazca. “Oğlumu gezdirirken laboratuvara uğradım. Benim oğlum olduğu netleşti, sorun yok.” “Bir sorun var,” dedi Özlem sessizce. “Ve keşke bunu sen de anlardın.” Ertesi sabah Nedim işe gitti, akşam eve döndüğünde ise hayatı altüst oldu: Evde kimse yoktu. Eşinin ve kızının eşyaları da gitmişti. Masanın üzerinde ise yalnızca bir not duruyordu: “Güvensizliğin ile aramızdaki her şeyi yok ettin. Bir hainle yaşamak istemiyorum, boşanma davası açıyorum. Hiçbir şey istemiyorum; ne ev ne para. Sadece hayatımızdan çıkmanı istiyorum.” Nedim çok öfkelendi. Özlem onu nasıl bırakırdı! Üstelik çocuğu da alıp gitmişti! Telefonu kaptığı gibi eşini aradı. Telefona bir erkek çıktı. Hakarete boğunca adam “Bir daha arama,” deyip kapattı. “Demiştim, beni aldatıyordu!” diye köpürdü Nedim. Akıl edemediği şey, Özlem’in ailesinin evine gitmiş olabileceğiydi; telefona çıkan kişi belki de yeni uyuyan kardeşiydi. Ama Nedim kararını vermişti bile. Boşandılar, anlaşmalı olarak. Küçük Arda annesiyle kaldı ve bir daha asla babasını görmedi…