Evimden çık! diye bağırıyorum kayınvalideme, bir kez daha beni aşağılamaya başladığında.
Hayatım boyunca en çok kayınvalidemin öfkesinden korktum; bir zamanlar onunla evlenmiştim. Neyse ki bu konuda şanslıyım. İlk eşim, bir yetimhaneden çıkmış, anne babası olmayan Mehmet Kaya. İlk evliliğimiz beş yıl sürdü, sonra boşanma davası açıyorum. Üniversitede okurken evlenmiştik. Bir yıl sonra Mehmet içki içmeye, borçlanmaya başladı; sorumlulukları bana da yansıyordu. Öğrenimimi bırakıp çalışmaya ve borçlarını ödemeye zorlanıyorum.
Bu evlilik bana bir sürü problem getirdi. Boşandığımda derin bir nefes alıyorum; sonunda sorunlar bitiyor gibi hissediyorum.
İki yıl yalnız geçiyor, dinleniyorum, kendimi yeniden topluyorum. Sonra Ahmet Demiri tanıyorum. Evli değil, ciddi bir ilişkisi hiç olmamış. Her şey çok hızlı ilerliyor. Bana evlenme teklif ediyor, Evet diyorum ve anneannesine gidiyoruz.
Kapı eşliğinde kayınvalidesinin (Sinem Demir) kızgın bakışını görüyorum. Hoş geldin diyerek beni bir odaya itiyor. İlk başta neyin ters olduğunu anlamıyorum; belki kıyafetimden mi bir eksik var diye düşünüyorum. Ancak ben sade bir elbise giymişim. Masada kayınvalidem bana bakıyor, sessiz kalıyor. Bu bakış beni rahatsız ediyor, kızarıyorum ve o keskin bir sesle konuşmaya başlıyor:
Demek sen burada, bir meslek sahibi değilsin mi? hafif bir tebessüm ve küçümseyici bir tonla bana bakıyor. Bir an duraksıyorum, sonra sakin bir şekilde çayımın bir yudumunu alarak cevaplıyorum:
Evet, eğitimim eksik; hayat beni farklı bir yola sürükledi, üniversiteyi bitiremedim ama tamamlayacağım.
Kayınvalidem yüksek sesle homuruyor:
Tamamlayacaksın demek! Peki, eş olursan ne yapacaksın? Çocukları ne zaman büyüteceksin, kocana yemek mi pişireceksin, evi mi temizleyeceksin? Sen bir prenses gibisin. diye gülüyor, bir çay daha içip fincanı masaya bırakıyor. Şunu bil ki, oğlumun senin gibi bir bakireye ihtiyacı yok.
Bakışlarınız ortalama, görünüşünüz ve vücudunuz sıradan, aklınız da eksik diye devam ediyor. Bu sözler beni derinden incitiyor. Hemen masadan kalkıp banyoya koşuyorum, gözyaşlarım damlıyor. Tanımadığım bir kadın beni haksız yere aşağılıyor, kocam ise sessiz kalıyor. Evden çabuk ayrılmam iyi oluyor.
Kayınvalidem evimize sık sık uğramaya devam ediyor, her seferinde bir şekilde beni küçümseyip incitmeye çalışıyor.
Bir psikologla görüşmeye karar veriyorum; birkaç seans sonrası kayınvalidemin tipik bir manipülatör olduğunu, benim de ona izin vererek bir kurban haline geldiğimi fark ediyorum. Yine hakaret etmeye başladığında, ona Evimden çık! diye bağırıyor, kapıyı çarpıyorum. Artık görüşmüyoruz, umurumda değil; bu konuda Ahmetin de bir sözü yok.




