Adım Mehmet. Altmış beş yaşındayım. Otuz dört yıldır evliyim ama şimdi başka bir kadına aşık oldum. Ne yapacağımı bilemiyorum, içimde büyük bir fırtına var.
Eşim Esra, altmış iki yaşında. Bir oğlumuz var, o da evli ve çocukları var. Yıllar geçtikçe, özellikle de oğlumuz büyüyüp kendi hayatını kurunca, Esrayla aramızda büyük bir mesafe oluştuğunu fark ettim. Eskiden birbirimize anlatacaklarımız hiç bitmezdi, şimdi ise saatlerce aynı evde sessizce oturuyoruz.
Emeklilik günlerimizde köye yerleşmek istedim. Çocukluğumdan beri toprakla uğraşmayı, doğal hayatı çok severim. Esra ise bu fikre hiç ısınamadı. Şehirde kalalım, alıştığım yerden ayrılamam, dedi. Israr ettim, sonunda kabul etti. Yaz başında Kazdağlarına yakın bir köyde küçük, şirin bir ev aldık. Ben o evde huzur buluyordum; sabahları kuş sesleriyle uyanıyor, kendi bahçemde çalışıyordum. Esra ise kanepesine uzanıp kitap okumaktan ve televizyon izlemekten başka bir şey yapmak istemiyordu. Bahçede bana yardım etmesini rica ettiğimde, Kendimi iyi hissetmiyorum, diye tepki veriyordu. Her işi tek başıma yapmak zorundaydım.
Sonbahar gelince Esra hemen dönmek istedi, gözlerinin içi parlıyordu. İstanbulda kalmak için sabırsızlanıyordu. Ben ise köyden ayrılmak istemedim, içim sıkılıyordu şehirde. Sonunda dayanamadım, bir hafta sonra eşyalarımı toplayıp tekrar köye döndüm. Esra İstanbulda kaldı. Artık çok nadir görüşüyoruz.
Köyde karşıma Zeynep adında bir kadın çıktı. Altmış yaşında, bu kadar hayat dolu birini uzun zamandır görmemiştim. Önceleri ona olan hislerimi belli etmedim. O da temkinli davrandı. Ama zamanla aramızda güçlü bir bağ oluştu. Onun yanında kendimi yeniden genç hissediyorum. Şimdi içimden geçen tek şey, Esradan boşanmak ve hayatımın kalanını Zeyneple geçirmek. Ancak oğlumun buna nasıl tepki vereceğinden çok korkuyorum. Şimdilik Esraya, köyde sadece ev işleriyle ilgilendiğimi söylüyorum. Olanları hiç bilmiyor. Ama vaktimin çoğunu Zeyneple geçiriyorum.
Vicdanım sızlıyor, kendimi ikiyüzlü gibi hissediyorum. Ne Esraya gerçeği söyleyebiliyorum, ne de geçmişe sünger çekebiliyorum. Bir karar vermem gerek, ama cesaretim yok. Şimdi ne yapmalıyım bilmiyorum İçimde ağır bir yük, yalnızca gece sessizliğinde açıkça duyabiliyorum kendi sesimi.




