Torun: Olaylarla Sarsılan Bir Hayattan, Babaannesinin Sevgi Dolu Kollarında Yeni Bir Başlangıca—Olya’nın Terk Edilişinden, İyilik ve Mucizeye Uzanan Gerçek Bir Yaşam Hikayesi

Torunu

Zeynep’in dünyaya geldiği günden beri annesi Elif ona hiç sevgi göstermemiştir. Elif için Zeynep, evdeki bir eşyadan farksızdır; varlığıyla yokluğu birdir. Eşi Mehmet’le sürekli tartışır, Mehmet sonunda Elif’i ve kızını bırakıp asıl eşiyle geri barıştığında Elif iyice raydan çıkar.

Gitti demek! Zaten baştan beri o paspasını bırakmaya niyeti yokmuş! Sinirlerimi altüst etti! Beni kandırdı! diye bağırır Elif telefona. Şimdi de beni bu veletle mi bıraktı? Ya pencereden atarım, ya da garajda bırakırım, alsınlar gitsinler!

Zeynep elleriyle kulaklarını kapatır, usulca ağlamaya başlar. Annesinin sevgisizliği içine işler. Mehmet ise telefonda sakin bir sesle karşılık verir:

Kızımla ne yaparsan yap, umurumda değil. Zaten onun bana ait olduğundan bile şüpheliyim. Hoşça kal!

Elif adeta aklını yitirmiş gibi, küçük kızının üstünü başını alelacele bir çantaya doldurur. Nüfus kâğıdını da yanına atar, beş yaşındaki Zeynepi kolundan tutup taksiye biner.

Görsün şimdi gününü, hepsi görecek! diye düşünür sinirli bir edayla. Şoföre yüksek sesle, nereye gitmek istediğini söyler. Amacı, Zeynepi Mehmetin annesi Fatma Hanıma bırakmaktır. Fatma Hanım, şehir dışında bir kasabada yaşar.

Taksici, kibirli kadından ve kızına sert bir dille cevap vermesinden hoşlanmaz. Şoförün de torunu vardır yaşıt. Gelini onun üstüne titrerdi, sesini dahi yükseltmezdi. Bu kadın ise…

Anneciğim, tuvaletim geldi Zeynep utangaçça fısıldar.

Gerçekten de, Elif kızının bu masum isteğini duyunca öyle bir tersler ki, şoför kendini zor tutar.

Dayan! Büyük annenin evinde gidersin, o kadar!

Elif pencereden öfkeyle bakarken, taksici dayanamaz:

Biraz yavaş olun hanımefendi! Yoksa sizi burada indiririm. Kızınızı koruma altına aldırtırım!

Ne diyorsun sen be! Aman ne kahraman çıktın! Seni de polise şikayet ederim, kızıma bakışlarından şüphelendim derim! Kime inanırlar, sana mı bana mı? Benim çocuğum, istediğim gibi yetiştiririm! Uzatma artık!

Adam dişlerini sıkar; bu kadınla uğraşmak akıl karı değil. Ama yazık bu kızcağıza…

Bir buçuk saat sonra, kasabaya varırlar. Elif aceleyle kapıyı çarpar.

Bekle! der ve hızla indiği an, taksici bir gaz verip uzaklaşır.

Yürü, yılan! diye asılır kapıdan.

Elif içeri kızgın bir şekilde dalar, Zeynepin elini bırakmaz.

Buyrunuz işte, oğlunuzun emaneti! Ne yapıyorsanız yapın artık, ben istemiyorum! diye bağırır, Fatma Hanımın suratına bile bakmadan evden çıkar.

Fatma Hanım şaşkınca arkasından bakakalır.

Anne! Anneciğim, gitme! Zeynep hıçkırıklara boğulmuş, gözyaşlarını kirli avuçlarıyla silmeye çalışır.

Zeynep koşarak annesinin peşine düşer, sokağa çıktıklarında Elif kızının ellerini zorla etekliğinden ayırır:

Bırak peşimi! Git büyük annenle yaşa artık! diyerek iter.

Komşular merakla bakar. Fatma Hanım göğsünü tutarak Zeynepi yakalar.

Gel yavrum, gel. Canım fındığım der, gözlerinden yaşlar süzülür. Torunu hakkında hiçbir şey bilmezdi, çünkü Mehmet ona hiçbir zaman bu çocuktan bahsetmemişti.

Sana kıyamam, korkma. İstersen sana güzel gözleme yapayım, tazecik yoğurdum da var diye sevgiyle konuşurken, Elif uzakta bir arabaya atlar ve arkasında sadece toz bulutu bırakır.

Eliften bir daha hiç haber alamazlar. Fatma Hanım için ise Zeynep Allahın bir lütfudur. Zeynepin babasına benzerliğinden zerre kadar şüphe etmeden, hemen kendi çocuğu gibi sahiplenir. Mehmet ise, annesinin yanına yılda yılda bir gelir; kendi oğlu Ömeri sevmekten Zeynepin varlığını dahi önemsemez.

Seni büyüteceğim Zeynep, ayaklarının üzerinde duracaksın, ne gücüm yeterse hepsi senin olacak.

Fatma Hanım sevgi dolu bir anneanne olur, Zeynepi birinci sınıfa elleriyle götürür. Zaman su gibi akar.

Zeynep liseye başlar, güzelliği, zekâsı ve içtenliğiyle herkesin sevgisini kazanır. Hayali tıp okumaktır fakat şimdilik sağlık meslek lisesine devam eder.

Ne yazık ki babam beni asla kabul etmedi der bir akşam, Fatma Hanıma sarılarak. Beraber terasın merdivenlerinde güneşin batışını izlerler.

Fatma Hanım titrek elleriyle Zeynepin saçlarını okşar. Ne diyebilir ki? Oğlu Mehmet, Zeynepin annesini ve kızını umursamaz; ilk karısı ve oğluyla mutlu olmuştur. Zeynepi küçümser, yanına uğradığında da ona kötü sözler söyler.

Sen var ya, iyice baştan çıktın! dayanamayıp karşılık verir bir gün Fatma Hanım. Sadece emekli maaşımda yanımda oluyorsun. Hem senin hem eşin çalışıyor, hâlâ benden para çekiyorsun! Git artık Mehmet, bir daha gelme! Hiç olmasındansa böylesi daha iyi!

Demek öyle! Öldüğünde cenazene dahi gelmem! öfkeyle bağırır, Ömeri arabaya bindirip Zeynepe nefret dolu bir bakış atarak çekip gider.

Allaha havale ettim onları Zeynepim. Hadi, gece çayı içelim, yarın diploma alacaksın!

Yaz bahçe işleriyle geçer, Zeynepin şehirde okuma vakti gelir.

Tek başına olmaz, komşu Aziz abi yardım edecek, eşyalarını yurda taşıyacak, Fatma Hanım da eski sağlığına kavuşamamıştır; aceleyle bazı şeyleri yoluna koymaya karar verir.

Yurtta uzun uzun sarılırlar.

Sen oku, çünkü bu hayatta sadece kendine güvenebilirsin. Ben yaşlandım, ne kadar kaldıysa… Zeynep boğazındaki düğümü yutar.

Aman anneanneciğim, senin daha çok yolun var! Genç ve dinçsin!

Fatma Hanım gülümser; vedalaşır ve Azizle notere gider. Vasiyetini düzenleyip, içi rahat bir şekilde kasabasına döner.

Zeynep hafta sonları mutlaka gelmeye devam eder. Anneannesinin sağlığına dikkat ederek ders çalışır; hayatını kurtarma hayaliyle elinden geleni yapar.

Sonra araları seyrekleşir. Sınıf arkadaşı Barana âşık olur. Baran da iyi bir çocuktur, okumakta kararlıdır. Fatma Hanım bu mutluluğu görünce dua eder.

Üniversiteye giriş sınavı biter, Zeynep ve Baran onurlu bir şekilde mezun olur ve evlenirler. Gelin tarafında sadece Fatma Hanım vardır.

Sen sadece bir anneannesin değil, annem, babamsın da. Bana yıllarca kalbini, sevgini verdin. Beni büyüttün, yedirdin, giydirdin. Bana bir yuva verdin. Seni çok seviyorum, anneanneciğim! Teşekkür ederim!

Zeynep diz çökerek anneannesine sarılır, gözyaşlarına tepki olarak salondakiler de duygulanır.

Kızım kalk, milletin önünde utancıyla mırıldanır Fatma Hanım. İçini gurur kaplar.

Ne var bunda? Baran da ekler. Artık kocaman bir aileyiz, başköşedesiniz!

Akşam boyunca, gençlerin mutluluğu ve Fatma Hanımın sağlığı için kadehler kaldırılır.

Çok geçmeden Fatma Hanım yatağa düşer; sanki görevi bitmiştir. Zeynep ve Baran sırayla kasabaya gelip ona bakar, okul ve hastane arasında gidip gelirler.

Bir gün Fatma Hanım Zeynepin elini sımsıkı tutar:

Ben gidince oğlum ve gelini saldıracaklar. Onlara izin verme. Tapu senin adına, hepsi resmî. Birkaç yıl önce noterde devrettim. Senin bir evin olsun, gerekirse satıp şehirde yeni bir düzen kurarsın.

Zeynep ağlar, konuşamaz hale gelir.

O günden sonra, anneanne iyi bir bakımla bir buçuk yıl daha yaşar. Sonunda bir gece sessizce vefat eder, acı çekmez.

Kırkı çıkınca, Mehmet ailesini toparlayıp gelir.

Derhal evi terk et! der soğukça. Annem yaşarken tolerans gösterdi. Artık bitti!

Zeynep şaşkın şaşkın bakar; babasının bilmediği üvey annesinin ve kardeşinin alaycı bakışları arasında. Kardeşi Nurullah ise evi inceleyip kafasından satışı ve kendine araba almayı hesaplar.

O sırada Baran marketten döner:

Bunlar da kim? Eve adam mı atıyorsun? Mehmet bağırınca Baran soğukkanlılıkla poşetleri bırakır.

Hanımımın eşiyim. Buralarda sizi hiç görmemiştim.

Mehmet öfkeyle yumruğunu sıkar.

Hemen çıkın evimden!

Bu ne samimiyetsiz davranış? Baran tebessümle yanıtlar. Zeynep yasal ev sahibidir. Tapu burada, ister misiniz?

Tapu mu? Nasıl yani? Mehmet afallar.

Mehmet! O kız bir şeyler yaptı, hemen mahkemeye gidelim! kadın kocasını dürter.

Bunu bırakmam, Zeynep! Ne sen benim kızımsın ne annemizin torunusun! Kanıtlayacağım! Mehmet hiddetle bağırır.

Hazırlan, defol. Seni burada yaşatmayacağız! Nurullah hırsla dişlerini sıkar, elinden arabası gitmesin hesabı.

Giderler, evde boş bir hava kalır. Zeynep yerlere kapanıp ağlar:

Ne yaptım ki ben onlara? Babam değil bir lokum, bir sıcak söz bile vermedi Şimdi de evimi elimden almak istiyorlar.

Baran eşini kaldırır, sıkıca sarılır.

Evi hemen satalım. Yoksa peşini bırakmazlar, canını daha çok yakacaklar. Bunu defalarca anneannen de vasiyet etmişti. Unutma, şehirde hayatımızı kurmamızı hep istemişti.

Haklısın ama burası çocukluğum… Her şeyiyle dolu

Evi tez zamanda iyi hâlli bir aileye iyi fiyata satarlar. Büyük ve bakımlı ev, meyve ağaçları, çamlar içindeki köşk yeni sahiplerine huzur verir.

Zeyneple Baran şehirde şirin bir daireye taşınır. Yakında ailelerine nur topu gibi bir bebek gelecektir, mutluluktan havalara uçarlar. Bebekleri istenen, sevgiyle beklenen bir yavrudur.

Her gece yatarken Zeynep içinden anneannesine Sana minnettarım, bana hayat verdin… diye dua eder.

Rate article
Lifequest
Torun: Olaylarla Sarsılan Bir Hayattan, Babaannesinin Sevgi Dolu Kollarında Yeni Bir Başlangıca—Olya’nın Terk Edilişinden, İyilik ve Mucizeye Uzanan Gerçek Bir Yaşam Hikayesi