GERÇEK GELİNİM EMİLYA: Oğlum “Anne, Emiliya ile evleniyorum, üç ay sonra bebeğimiz olacak” dediğinde şok oldum. Gelinim henüz on sekizine basmamıştı, oğlum ise daha askere gidecekti. Genç yaşlarında kurdukları aile, hamilelikle aceleye gelen düğün, gelinlik bulmanın zorluğu… Derken Emiliya’da değişimler, Rominin askerliğinden dönüşü, evlilikte yaşanan fırtınalar, ardından ihanetler, boşanma ve oğlumun yeni hayatı… Eski gelinim Emiliya ile şu anki gelinim Jeanne’yi yıllar sonra kıyaslamak zorunda kalan bir annenin samimi, yer yer acı dolu, bolca hayret barındıran hikayesi.

Günlük defterimden bir sayfa…
Bugün oğlum eve geldi ve gözlerinin içine bakarak, “Anne, Ben Ayşe ile evleniyorum. Üç ay sonra da bir bebeğimiz olacak,” dedi. Sanki karar çoktan verilmiş, bana sadece duymak kalmıştı.
Aslında bu habere öyle çok şaşırmadım çünkü Ayşe ile daha önceden tanışmıştım. Fakat içimde, ne yalan söyleyeyim, bir huzursuzluk vardı; çünkü Ayşe henüz on sekizini bile doldurmamıştı. Oğlum ise daha askerliğini yapacaktı. İkisi de daha çocuk sayılırdı ama hayalleri büyük: Düğün, çocuk, yuva
Ayşeye uygun bir gelinlik bulmak aylar aldı, çünkü karnı epey belirginleşmişti. Yedinci aydaydı ve ne kadar istesek de klasik gelinliklerden biri ona olmuyordu.
Düğün biraz telaşlı, biraz hızlı geçti. Sonrasında, Ayşe ve oğlum birkaç yıl Ayşenin anne-babasıyla birlikte yaşamaya başladılar. Fakat oğlum her hafta bana gelir, odasına çekilir ve anne, lütfen rahatsız etme diye rica ederdi. Anne kalbi işte, insana huzur vermiyor.
Bir gün dayanamadım, Ayşeyi aradım:
Her şey yolunda mı, Ahmetin keyfi yerinde mi?
Tabi ki, neden sordunuz? dedi soğukkanlı bir sesle.
Ayşe, oğlum nerede biliyor musun şimdi? diye üsteledim.
Hanife Hanım, siz kendi hayatınıza bakın. Biz hallederiz, dedi sertçe, ilk ve son olmayacak kadar kaba bir yanıtla.
Zamanını aldığım için kusura bakma, dedim ve telefonu kapadım.
Ben işini bilen, anlayışlı bir kadınım. Hiç olay büyütmedim. Gençler kendi hallerinde yaşasın, ben köstek olmam.
Bir süre sonra Ayşe dünyaya Elifi getirdi. Elif ismi bana pek sevimli gelmedi, kendi içimden ona Şirin diye seslendim hep.
Oğlum askere gitti.
O uzak bir şehirdeydi. Ben o iki yıl boyunca torunum Şirini sıkça ziyaret ettim. Ayşe her seferinde güzelleşiyor, çiçek gibi açıyordu. Çok güzeldi, doğrusu bu kadar güzel olması içimi kemiriyordu. Üniversiteye gittiğinde kim bilir hangi talipler çıkar karşısına? diye düşünmeden edemiyordum. Bu kadar güzel bir kız, oğlumu bekler mi? endişesi hep vardı.
Ayşe bana karşı mesafeli hatta biraz soğuktu. Şirini ziyaret ettiğimde, adeta bir an önce koşturup elime bebek arabasını tutuşturur, Buyurun Hanife Hanım, gezdirin, deyip hızla uzaklaşırdı. Yüzüme şöyle bir bakışı vardı ki insanın içi ürperirdi. Sanki hiç istemezdi evinde olmamı.
Oğlum askerden döndü. Bir süre ailelerinin huzuru pek güzeldi. Şirin büyüdü, Ahmet karısına hayran, Ayşe ise tam bir ev hanımı oldu. İçim huzurla doldu. Böyle nice on beş yıl geçti.
Sonra birdenbire Ayşe değişti, sanki bir başkası olmuştu. Herkesten gizlemeye zahmet bile etmediği ilişkileri, bitmeyen gezmeleri başladı. Ahmet üç yıl dayanıp sabretti. Çok seviyordu kadını.
Ayşe ise kocasına laf dokundurmaktan, dalga geçmekten çekinmedi. O kadar ki bir gün cesaretimi toplayıp oğluma,
Oğlum, Ayşe ile bir sorun mu var? dediğimde,
Boşver anne, her şey düzelecek, diyebildi sadece.
Oğlumun hatayı kendinde aradığını hissettim ve bir gün Ayşe ile konuşmak istedim.
Ayşe, bir şey sorabilir miyim?
Hanife Hanım, isterseniz önce oğlunuzu sorgulayın! Kiminle, nasıl çalıştığını, neler yaptığını bir de siz düşünün. Orada çalışan teyzem var, bana hepsini anlattı! Önce o beni aldattı, asıl suçlu o! diye bağırdı.
Oradan hızla çıktım. Oğluma bir şey anlatmadım, kaderim neyse onu yaşarım dedim.
Sonunda boşandılar. Şirin annesiyle kaldı.
Ahmet kendini kadınlara adadı, hayatı geceyle gündüzle karıştırdı. Sürekli farklı kadınlar, adı sanı belli değil…
Ayşe ise hemen başka biriyle evlendi. Haberini Ahmet ağlayarak verdi bana.
Sonrasında oğlumun yeni eşi Seval oldu. Seval da ayrı bir dünyaydı. Kırk yaşındaydı, oğlum otuz beş. Oğlum ona adeta tapan hale geldi. Seval hemen isteklerini sıraladı: resmi nikâh, kendi kızı için ayrı daire, her ihtiyacının karşılanması.
Ahmet canından çok sevdi, burnunun ucundan ayrılmadı.
Seval ise benden Hanife Abla diye samimiyetle, hatta fazla samimiyetle bahseder oldu. Bu tavır bana dokunduysa da, olay çıkartmadım. Onun aldığı hediyeler hep dolabın köşesinde kaldı; içimden gelerek kabul edemiyordum.
Gülüşü bile yapaydı Sevalin. Oğluma aşkı yoktu, sadece kendi avantajına bakıyordu. Para için oğlumu seçmiş, sürekli bir şeyler istemekteydi.
Keşke diyorum bazen, Ayşenin biraz sinirli, hatta kavgacı hali bile daha içtendi. Bana Hanife Hanım diye saygıyla seslenirdi, oğlumu severdi.
Seval yemek yapmaz, dondurulmuş yemekleri tercih ederdi. Bir gün küçük bir sitemde bulundum:
Bari bir gün Ahmete sıcak bir çorba pişir, dedim.
Hanife Abla, bana hayat dersi vermeyin, diye ukalaca cevapladı.
Dostlarıyla gezmek, lüks kafelerde vakit öldürmek, alışveriş yapmak en büyük zevkiydi. Bir şeyler ters gidince hemen krize girer, gözyaşı döker, ortalığı birbirine katardı.
Ahmetin Sevalle evliliğini hiç anlayamadım. Bana göre büyük bir hataydı.
Giderek daha sık Ayşeyi, eski gelinimi düşünür oldum. Onun enfes zeytinyağlıları, nefis dolmaları, harika pastaları Hepsini hatırlıyorum. Keşke oğlum, Ayşeyle mutlu bir yuvayı sürdürebilseydi. Bir insan bazen sahip olduğunun kıymetini kaybedince anlıyor. Şirin beni hiç unutmuyor, bana küçük hediyeler getiriyor, dünyamdaki tek neşe o oldu.
Ayşe bana hâlâ gelinim gibi geliyor, ne kadar eski olsa da. İnsan değer verdiğinin kıymetini yitirince anlıyor.
Seval ise bana sadece bir yabancı.
Oğlum için üzülüyorum. Sanırım onun kalbinde hâlâ Ayşe var ama o günler çoktan gitti…

Rate article
Lifequest
GERÇEK GELİNİM EMİLYA: Oğlum “Anne, Emiliya ile evleniyorum, üç ay sonra bebeğimiz olacak” dediğinde şok oldum. Gelinim henüz on sekizine basmamıştı, oğlum ise daha askere gidecekti. Genç yaşlarında kurdukları aile, hamilelikle aceleye gelen düğün, gelinlik bulmanın zorluğu… Derken Emiliya’da değişimler, Rominin askerliğinden dönüşü, evlilikte yaşanan fırtınalar, ardından ihanetler, boşanma ve oğlumun yeni hayatı… Eski gelinim Emiliya ile şu anki gelinim Jeanne’yi yıllar sonra kıyaslamak zorunda kalan bir annenin samimi, yer yer acı dolu, bolca hayret barındıran hikayesi.