Elif, yavrum, bak gözünü seveyim, dedi annem diz çöküp yanıma oturarak, burada biraz kalmamız gerekecek, fazla sürmeyecek, her şey yoluna girince yine şehre döneriz.
Ben sessizce ona bakıyordum.
Elif, beni duyuyor musun? Anlıyor musun? sarsarak sordu annem.
Duyuyorum anne
Niye susuyorsun peki? Annem sabırsızdı, bunu yüzünden anlıyordum.
Susmuyorum anne, sadece düşünüyordum
Düşünüyormuş. Bak bak, ne kadar kitap var burada Elif Ben çocukken böyle kitap okumaya bayılırdım
Anneciğim Burada uzun mu kalacağız?
Bilmiyorum, canım, biraz burada idare etmemiz lazım.
Her şeyi anlamıştım aslında, ailemizde olanları Annem boşuna benim küçük ve masum olduğumu sanıyordu.
Elif, halan Fadime sana göz kulak olur, ben bütün gün çalışacağım. Sabah erken çıkacağım, akşam gelirim. Haftasonları ise birlikte nehir kenarına gider, yüzeriz
Annem elleriyle yüzünü kapattı.
Affet beni, affet kızım
Ağlama anne, lütfen Biliyorum babam bizi terk etti, biliyorum birlikte ayakta kalmamız gerektiğini ve buraya, babaannemin köy evine taşınmamızın en iyi seçenek olduğunu. Evi de kiraya verdin yabancılara.
Her şeyi biliyorum anne Söz veriyorum, söz dinleyeceğim. Seni bekleyeceğim, kitap okuyacağım, zaten hala Fadime de yanımda olur.
Her şeyi atlatacağız anne Sonbaharda okula gideceğim. Anne burda okul var mı?
Yok kuzum, vardı ama çok önce kapanmış. Ama sonbaharda, söz veriyorum, evimize döneceğiz. Şimdi iyi bir iş arıyorum zaten.
Evi ağustosa kadar kiraya verdim, zamanımız var, sonrasında tadilat yaparız, sonra her şey yoluna girer güzel kızım
Biliyorum anne
O akşam, annemle ahşap küçük evimizin önünde uzun uzadıya oturduk. Annem bana kendi çocukluğunu, babaannesi Saniyeyi nasıl sevdiğini anlattı.
Anne, senin annen yok muydu?
Vardı, derin bir iç çekti annem, hâlâ yaşıyor, ama bana ihtiyacı yok sanırım.
Nasıl yani anne? Kendi evladına nasıl ihtiyacı olmaz insanın?
Ee işte, hayat böyle Elifciğim. Ben çok gençken olmuşum, babamla geçinememişler, o başka şehre gitmiş, yeni ailesi olmuş. Annem bir süre benimle kalsa da sonra beni büyükanne Saniyeye bırakıp İstanbula gitti. Şansını orda aramaya
Peki mutlu oldu mu?
O mutluluğunu buldu, ama beni tamamen unuttu Evlendi, iki çocuğu daha oldu. Benim ise ancak doğum günümde, belki bayramdan bayrama hal hatır sorduğu oldu.
Bir defa çocuklarından biri hasta olunca köye getirmişti, temiz hava diye Ama onlara benden hiç bahsetmedi. Kardeşlerim olduğunu sonradan babaanne söylemişti bana.
Babaanne, bana mezuniyet günü için elbise alsın diye anneme rica etmişti. O da babaanneme bağırmıştı: Anneciğim, çocuğum hasta, sen elbise diyorsun.
Saniye de kızarak annemi kovmuştu.
Hiç anne demiyorsun, anne sadece ismini söylüyorsun.
Evet, diyemiyorum yavrum Benim annem Saniye babaannemdi zaten.
Onun adıyla mı sana Saniye adını koymuşlar anne?
Evet, ondan koymuşlar
Çok mu seviyordun anneanneni?
Hem de çok Onu kaybedince dünyam karardı sanki. Zeynep yani annem ona da içten içe sevgi duyuyordum aslında ve hep gelmesini beklerdim. Her doğum gününde, her bayramda, ben onu beklerdim.
Hastalandığımda, okula başladığımda, büyükanne gidince yine onu bekledim.
Bir defasında eşi tarafından bir düğüne gitmişti Sonra geldi, ağladı biraz Ama sonra beni yurtta kalmaya gönderdi, liseye gitmem için. Ben ilk yeni yılımı yuvada geçirdim, büyükanneyle değil.
Aptalca, madem yurtta kaldım, sandım ki gelip beni yanına alacak. Kusura bakma Saniye, ev kalabalık, akraba gelir, seni nereye sığdırayım? dedi.
Sonra eve, babaannemin evine gitmek istedim. Anahtarımı istedim.
Niye dedi, gözleri yer arıyordu.
Benim evim orası, mirasıma karışamazsın dedim.
O da benim de evim deyince, yeni yıla orada gideceklerini söyledi. Bak, gelirseniz rahatınız olmaz, anahtarı ver dedim. Vermedi.
Sonra şehre dönüp, iki yeni kilit alıp geldim, duvardan atlayıp yeni kilitleri taktım. Komşu Mehmet Amca yardım etti.
Komşular da destek oldu, kimse zarar veremez, babaannen hatırası kalacak dediler.
O yeni yılı yalnız geçireceğim sandım ama arkadaşlarım geldi, çok güzel vakit geçirdik
Sonra on sekizime bastım.
Hiç görüşmüyor musun annenle?
Hayır Artık bir sebebi yok. Ne onun bana diyecek sözü var, ne de benim ona.
Anne sen de mi Yani beni bırakmazsın di mi?
Hiçbir zaman, Elifciğim Bak, bunu asla yapmam, unutma.
Elif, olduğundan çok daha olgundu ve hiçbir şeyden korkmazdı artık. Annem işe gittiğinde, halam Fadime iki defa uğradı.
Yemeğini yedi, masasını topladı, tabağını yıkadı, bebeği Güle yedirdi, kitap okumaya koyuldu.
Elif yeni okumayı öğrenmişti ve özellikle Gül bebeğe ve Ayı Boboya kitap okumak çok hoşuna gidiyordu.
Günler birbirinin aynı geçiyordu. Başlarda çok ağladı Yani, gözyaşları kendiliğinden akıyordu, Elif onları geri tutuyordu ama yine de geliyordu Yalnızlıktan değildi, sanki gözyaşları layıksızca akıyor, ama anne gelince her şey geçiyordu.
Ama bir akşam, annem gelmedi. Bekledi, bekledi, hava karardı, tüm ışıkları açıp perdeleri çekti.
Korkmayın Gül, Bobo, Meryem, Fatoş ve palyaço Cem, korkmayın, diyordu oyuncaklarına.
Acaba istasyona mı gitsem, annemi karşılasam mı? diye düşündü. Ama yolu tam hatırlamıyordu, annesiyle karşılaşamayabilirdi.
Kötü düşünceleri uzaklaştırdı. Yo, annem beni asla bırakmaz Çünkü babaannem Saniye de yok, kime gidecek ki?
Sonra annesinin yeniden evlenip başkasından çocukları olduğu, Elifi de unuttuğu bir hayatı gözünde canlandı. Kendi başına bu küçük evde kaldığını düşündü
Kendine acımaktan gözyaşlarına boğuldu. Ağlamaktan boğulacak gibiydi, gözleri acıdı, boğazı düğümlendi, pencere kenarında sandalye üstünde ağlarken uyuyakaldı.
Birden dışarıdan sesler geldi, ürktü Ya farelerse, ya hiç görmediği anneannesi Zeynep geldiyse Evlerinden onları kovmaya gelmişse? Elif sessizce sızlandı.
Birden kapı açıldı, ışıklar yandı.
Anne! diye sıçradı Elif, sandalye devrildi, anneciğim!
Canım kızım, Elifim affet beni son treni kaçırdım, komşu istasyona kadar gidip oradan yürüdüm.
Anne, korktun mu peki?
Çok korktum Elif, en çok da seni düşündüm! Ağladım, dua ettim, dertlendim Bütün kurtları korkuttum herhalde, hem gülüyor hem ağlıyordu annem.
Ben de korktun sanırım beni bıraktığını düşündüm
O anda ilk kez anneme yalan söyledim, hayır, hiç öyle düşünmedim, sen beni asla bırakmazsın dedim
Evet, yalan söyledim, çünkü belki öyle düşünmüştüm ama annemi daha fazla üzmek istemedim.
Sonra biz evde ağustos sonuna kadar kaldık, ben okula başladım, annem güzel bir iş buldu.
Babam annemi mahkemeye verdi, Elifi hafta sonları bana bırakacaksın diye. Annem de güldü Hiç ilgilendi mi ki şimdi istiyor? dedi.
Hiçbir zaman yasaklamadım, kendi istememişti zaten, dedi annem.
Şimdi Elif hafta sonları babasıyla görüşüyordu. Önceleri babasına gitmek için heyecanlanmıştı, sonra
Anne, galiba benim babam da senin annen gibi Hiç ilgilenmiyor. Sadece görüşmek zorunda olduğu için görüşüyoruz. Alıyor, AVMdeki oyun odasına bırakıyor, kendisi hep telefonla konuşuyor, sinirleniyor.
Ben de bankta oturup küçük çocuklara bakıyorum anne Artık baba ile görüşmek istemiyorum, bunu ona söyleyelim mi?
Babası bu kez kavga çıkarttı, annesini suçladı, bana karşı dolduruyorsun diye.
Ben babayım, diye bağırdı babası, sen engel oluyorsun.
Baba artık çocuk değilim, neden hâlâ oyun odasına götürüyorsun? Cips de sevmiyorum Büyüdüm.
Sen bizi bırakıp gittin Anne eve geç kaldığında, annem kurtlardan kaçarken ben evde yalnızdım
Elif ikinci yalanını da babasına söyledi. Kurtlar hakkında. Babası dinledi ve sessizce ayrıldı.
Ama bir ay sonra tekrar geldi Özür diledi, anladığını söyledi ve birlikte sinemaya gittiler Gerçekten birlikte
O günden sonra Elif babasını görmeye hevesle gitti…
Saniye gerçekten kurtlardan kaçtın mı o gece? diye sordu babası anneme.
Evet dedi annem gözünü kırpmadan.
Sonra annemle babam kendi aralarında bir şeyler konuşurken babamın treni kaçtı. Annem öyle dedi.
Anne Babamın treni gittiyse evine nasıl dönecek? Bizde kalsın, dedim.
Babam anneme baktı. Ama annem kararlıydı.
Yürüyerek gider Burada kurt yok, dedi annem ve babamı uğurladı.
Anne Dönmek mi istiyordu babam? diye sordum gece annemin yanında yatarken.
Evet, kızım.
Affetmeyecek misin onu anne?
Annem sustu.
Anne, bu senin kararın Ama ben ikinizi de seviyorum.
Biliyorum Elifim.
Ama seni daha çok Çünkü sen beni hiç bırakmadın, kurtlardan bile korkmadan bana koştun.
Yıllar geçti. Elif artık evleniyordu.
Anneciğim, sana bir şey itiraf etmem lazım.
Evet, dinliyorum yavrum.
O zamanlar senin beni bırakıp gittiğini sandım Zeynep gibi.
Canım kızım Ben öyle bir şey yapar mıyım?
O zamanlar bilmiyordum anne Beni affet.
Sen de beni affet, bunları yaşatmak zorunda kaldım.
Anne ve kız, sarılmış halde duruyordu Hep birlikte ve yan yanalar Anne daima Elifin yanında.




