Kayınvalidenin Sürpriz Ziyareti: Bir Geliş, Her Şeyi Altüst Etti
Nihayet oğlumun evine geldim: Beklenmedik bir kayınvalide ziyareti, her şeyi riske attı
Gülnur, sabah kocasını Muratı işe bırakmış, yanağına bir öpücük kondurmuş ve ardından kapıyı kapatmıştı. Yoğun geçen bir sabahın ardından biraz soluklanmaya karar verdi. Hem ev işleri hem de evden çalışma yorucuydu. Düğünden sonra taşındıkları İstanbuldaki bu kira dairesinde henüz tam olarak düzen kuramamışlardı. Balayıları daha yeni bitmişti ve hala evde yerleşik bir huzur arıyorlardı. Ev kendilerinin değildi belki ama ferah, aydınlık ve Boğaza karşı güzel bir manzarası vardı. Ev sahibi, uzun süre aradıktan sonra genç ve eğitimli bu çiftte karar kılmıştı.
O gün Gülnur evden çalışıyordu. Çalışma sisteminde esneklik vardı: Haftada birkaç gün ofiste, birkaçı evrak işleriyle, kalan günler ise bilgisayar başında geçiyordu. Bilgisayarına oturmuş, e-postalarını açmış ve işlerine göz atmaya başlamıştı ki, kapı çaldı. Beklemediği için şaşırdı. Kapıda bekleyen ise Muratın annesi Şengül Hanımdı.
Günaydın, dedi Gülnur hafifçe irkildi.
Oğlum için buradayım. Ne dikilip duruyorsun, haydi aç bakalım kapıyı, dedi Şengül Hanım ve davet beklemeden içeri girdi.
Gülnur usulca açıkladı: Murat yok, işe gitti.
Olsun, ben beklerim, deyip doğruca mutfağa yöneldi.
Bakın, şu an çalışma saatindeyim. Az sonra görüntülü toplantım var. Akşam Murat evdeyken gelmeniz daha iyi olmaz mı? diye gülümsemeye çalışarak yolunu kesti Gülnur.
Şengül Hanım suratını ekşitti, bir şey demeden evden ayrıldı. Akşam Murat eve gelince şaşkınlıkla söyledi:
Annem, sana bir çay bile ikram etmediğinden şikayetçi.
Gülnur derin bir nefes aldı: Murat, sen de biliyorsun, annen habersiz gelmeyi çok seviyor, sanki burası onun eviymiş gibi. Çalışırken, bir de otel gibi ilgi bekliyor. Ve hatırlıyor musun, önceki evde davranışlarını?
Murat omuz silkti:
Annemin huyunu değiştirmek imkansız. Cumartesiye öğlen yemeğine davet ettim. Bir daha sakin kalmaya çalışalım.
Gülnur kabul etti, ama hatırlattı: Cuma genel temizlik, pazar arkadaşların doğum günü, program tıkır tıkır.
Cumartesi yemeği sorunsuz geçti. Şengül Hanım masaya oturdu, yemeğini sessizce yedi, ama arada iğneleyici sözler geçirmeyi de ihmal etmedi.
Bu ev gereksiz pahalı. Şehrin dışında daha ucuza güzel bir yer bulurdunuz. Hem annen-babanın kocaman evi var; orada yer yok muydu? Tasarruf ederdiniz.
Gülnur sakince cevap verdi:
Murata sor, benim ailemin yanında yaşamak ister miymiş?
Murat hemen araya girdi: Asla olmaz, ben kendi düzenimi istiyorum.
Ama bu ev sizin değil ki! diye karşılık verdi Şengül Hanım.
Bir yıl için bizim, parayı biz veriyoruz ve bize çok iyi geliyor, diye kararlı konuştu Murat.
Bu defa Şengül Hanım öneriyle geldi: Benimle yaşayın. Üç odam var, yer bol.
Murat netti: Hayır, anne. Ziyaretleşmek iyidir ama aynı evde yaşamak bize göre değil. Farklı hayatlarımız var.
Ertesi hafta Gülnur yine evde çalışıyordu. Murat işteydi, Gülnur kısa bir uyku molası vermek istedi. Derken taze Türk kahvesi kokusu burnuna geldi. Murat evde değildi, kahveyi kim yapmıştı ki? Merakla sabahlığını çekip mutfağa yürüdü ve donakaldı. Şengül Hanım, masada poğaça ve kahveyle keyif yapıyordu.
Buradan nasıl girdiniz?, diye sertçe sordu Gülnur.
Elimde anahtar var. Murat bana verdi. Sonuçta onun evi. O neyse, ben de oyum.
Anahtarı nereden aldınız? diye fısıldadı Gülnur dişlerinin arasından.
Cumartesi almıştım. Askılıktaydı. Artık bende kalacak, diye rahatça söyledi kayınvalide.
Gülnur, sakince ama kararlılıkla, Biz bunu Muratla konuşacağız. Şimdi, lütfen çıkın. Çalışmam gerek, dedi.
Konuşmadan gitmem. Sana baştan beri ısınamadım. İsmin de tuhaf, ailenden varlıklı kimse yok. Eskiden Murat maaşının yarısını bana verirdi. Şimdi sana harcıyor. Kira, dışarıda yemek Bana göre fazlalıksın. Çocuk da vermedin ona, yemeklerin kantin yemeğinden farksız! dedi.
Bitti mi? Şimdi anahtarı verin, diye soğukkanlı sordu Gülnur.
Vermem! deyip çantaya uzandı, ama Gülnur ondan hızlı davrandı; çantayı döktü ve anahtarı aldı.
Şimdi lütfen gidin, dedi net bir ifadeyle.
Bunu çok pişman olacaksın! Murat öğrenecek ve seni bu kapıdan atacak! diye bağırdı kayınvalide, kapıyı çarparak çıktı.
Akşam olunca Gülnur her şeyi Murata anlattı. Murat sessizce dinledikten sonra Gülnuru sarılıp Merak etme, ben hallederim. Ve evet, haklıydın, dedi.
Gülnur gözyaşı dökmedi. Biliyordu; saygıyı baştan koymazsan, sonra kimse seni umursamaz, hatta en yakının bile olsa.
İnsanın hayatına sınır koyması, bazen en sevdiklerine bile hayır demesi gerekir. Çünkü huzur, öncelikle insanın kendi alanını, ilişkilerinde sınırlarını korumasından geçer.




