Evlenirim Ama Bu Yakışıklı ile Asla! Evet, Her Yönden Harika Bir Genç, Ama Benim İçin Değil: Bazen…

Ben evlenirim, ama şu yakışıklıyla asla. Evet, çok iyi çocuk, dört dörtlük. Ama bana göre değil.

Yine annemle sevgilisi geldiler hem de yanlarında bir adam daha var. İkisi de çakırkeyf; Zeynep köşedeki komidinin arkasına kıvrıldı.
Saklanacak bir yer de yok, dışarısı kar. Her şey çok sıktı artık. Yaz gelince onuncu sınıfı bitirir bitirmez şehirdeki pedagojik yüksekokula gideceğim ve öğretmen olacağım. Şehre on kilometre var ama yurtta yaşayacağım, bak sen!

Anne ve misafirler mutfağa yayılıp oturdular. Bardağa bir şey doldururken tıpırtı, sosis kokusu Zeynepin içi gitti, isteksiz yutkundu.

Bekle bakayım! annesinin sesi yükseldi.

Ne çekiniyorsun?
İki kişiyiz ya
İkiyle ilk kez mi diyorsun? annesinin sevgilisi Kenanın sesi geldi.

Bardak mı kırıldı, bir ses geldi. Karıştı ortalık. Zeynep daha da arkasına yaslandı. Sonra bir anda sessizlik oldu.
Dinle, Mahir, o uyuyor, dedi Kenan.

Hani güzel kız dedin ama bana pek bir şey olmadı
Bak ama onun bir kızı var
Kız mı? Kimmiş?
Zeynepi diyorum, o artık büyük, kesin odasında saklandı.
Çağır gelsin o da, Mahirin sırıtan sesi.

Zeynep neredesin? Kenan içeri girdi, Zeynepi buldu, iğreti bir yüz ifadesiyle eğildi. Gel hadi, bizimle takıl!

Benim burada keyfim yerinde.

Ne çekiniyorsun? Kenan sarılmaya çalıştı.

Zeynep komidinin üstündeki vazoyu aldı ve Kenanın kafasına indirdi.
Bir gürültü, bardak sesi. Zeynep bir hamlede kurtuldu ve odadan fırladı.

Yakala onu! Kenanın sesi.

Ama Zeynep çoktan kapının önündeydi. Ayakkabı falan yok, çoraplarıyla, eski şortu ve tişörtüyle dışarı fırladı.

Peşinden erkekler de koştu. Akşamın karı, köy sokağı bomboş. Nereye koşacak? Arkadan türlü bağrışmalar. Büyük bir evin yanından geçerken havlama sesi. Sonra biri köpeği susturdu.

Zeynep kapının önünde yumruklamaya başladı. Kapıyı kırklı yaşlarda bir adam açtı.

Kurtarın beni! dedi Zeynep, gözleriyle yalvardı.

Gel içeri! adam Zeynepi kolundan tuttu, kapıyı kapattı.

Selim kim o? içeri kadın çıktı.

Şu kız, ev sahibi kıza başıyla işaret etti, peşinden iki adam kovalamış.
Hemen eve gir! kadın kolundan tuttu Zeynepi, Sonra anlatırsın.

Zeynep çık akıllı akıllı! Kenanın sesi.

Selim, bulaşma sakın! kadın bağırdı. Gir içeri!

Dışarıdan bağrışmalar, bahçeden havlama

Polise haber verelim, kadın cep telefonunu çıkardı.
Yasemin, gerek yok. Ben hallederim şimdi. Mahalleli bunlar anlaşılan.
Nasıl onlarla halledeceksin?
Güzel güzel konuşacağım. Sen kızı sakinleştir!

Ev sahibi bir poşet aldı, buzdolabından bir şişe ve bir parça sucuk koydu içine.

Bahçede köpeği okşayıp, birlikte sokağa çıktılar. Hemen Kenan geldi üstüne:

Zeynepi ver!

Alın bunları da gidin!

O ne? poşetin içini açtı, gülümsedi, Mahire başını salladı. Hadi yürüyelim!

***
Evet, ben Yasemin Hanım, kadın çaydanlığı ocağa koydu, Otur bakayım! Kim olduğunu, ne yaşadığını anlat hadi.

Benim adım Zeynep, dişleri birbirine çarparak başladı, Bu sokakta, ama en uçta oturuyorum.

Kiranın kızı mısın?
Evet.

Biz yeni taşındık ama senin anneni herkes anlatıyor.
Zeynep başını eğdi, gözleri doldu.

Yeter ağlama!
Kadın yanına gelip hafifçe sarıldı. Zeynep buna çok şaşırdı ve sarılıp daha da ağladı.

Hadi, tamam! Şimdi çay içeriz.
Ev sahibi içeri girdi:

Hallettim!

Bu güzelle ne yapacağız? Yasemin Hanım kıza baktı, birden gülümsedi.
Yarına bakarız! Önce çay içelim, sonra banyo

Aç mısın? Yasemin Hanım bir kupa çay koydu. Bir daha gülümsedi. Açsın belli.

Masada sandviçler ve pastadan kalanlar.

Ye ye! Selim Bey de gülümseyip yemekleri işaret etti.

Kimse Zeynepi sorgulamadı. Zaten fark ettikleri utangaç olduğu.

Akşam yemeği bittiğinde Yasemin Hanım banyoya götürdü:

Hadi yıkan, şu bornozu giy!

***
Zeynepin tek dileği, bu gece sokağa atılmamaktı. Sıcak banyoda yatmak ne kadar hoş, dışarısı ne kadar soğuk Ama çıkmalı, ev sahipleri bekliyor.

Çıktı. Ev sahibi karı-koca oturuyordu. Zeynep çekingence gülümsedi:

Teşekkür ederim!

Bak şimdi, Zeynep, Yasemin Hanım başladı konuşmaya, Öyle anlıyorum ki seni arayacak kimse yok. Eve dönmek istemiyorsun.
Zeynep iyice eğdi başını.

Yarın sabah erkenden çıkmamız gerekiyor…

Biliyorum, Zeynep iyice büzüldü.

Sen yalnız kalacaksın. Kimseye kapı açma! Bahçede Karabas kimseyi içeri almaz. Anladın mı?
Evet! heyecanla bağırdı Zeynep.

Hazır fırsat varken bize bir mercimek çorbası yap Selim Bey göz kırptı. Biliyor musun?
Bilirim, Zeynep aceleyle atıldı, hala kovulurmuyum diye. Yemek yapmayı iyiyim. Evi de süper toparlarım.

Aşağıyı sil, kolayına giderse, Yasemin Hanım onayladı.

***
Ev sahipleriyle aynı saatte uyandı. Yatakta sessizce bekledi, ya kovarlarsa korkusuyla. Arabadan ses geldi, sonra sessizlik.
Kalktı. Elini yüzünü yıkadı. Mutfakta sıcak çaydanlık, masada ekmek, sucuk, peynir. Tezgah üstünde domuz kaburgası.

Kahvaltı yaptı. Masayı topladı, heryeri sildi. Yeri paspasladı.

Koridorda bir elektrikli süpürge. Çalıştırdı, evi süpürdü.

Tam süpürgeyi kapattı ki

Bütün bu ne demek? bir ses arkasında.

Baktı; yaklaşık on sekiz yaşlarında uzun, yakışıklı bir oğlan, bakışlarında merak.

Temizlik yapıyorum, Zeynep mırıldandı. Siz kimsiniz?

Vay vay oğlan başını salladı, cebinden telefonunu çıkardı:
Anne, eve geldim. Bu kim?

Oğlum, Zeynep bizde biraz kalacak.

Bana ne.

Telefonu cebine koydu, Zeynepi baştan aşağı süzdü, mutfağa geçti.
Size çay yapayım mı? Zeynep sordu.

Hallederim.

***
Zeynep süpürgeyi kaldırdı. Tozları sildi, mutfaktan gelen her çıtırtıya kulak kesildi.

Oğlan kahvaltı yaptı, banyoya girdi. Çıkınca traşlı ve kolonyali.

Ooo komşu, bir şişe daha ver hadi! dışarıdan bağırıldı.

Ne oluyor? oğlan pencereye gitti.

Açmayın onlara! Zeynep korkuyla bağırdı.

Oğlan Zeynepe baktı, bir tuhaf gülümsedi, kapıya yürüdü. Zeynep pencereye koştu. Sevgili Kenan ile Mahir bahçede, bir şeyler bağırıyor. Zeynepin içi gitti.

Oğlan dışarı çıktı. İkisi de üstüne yürüdü. Sonra birden karın üstüne yuvarlandılar, iki kişi de aynı anda düştü gibi oldu.
Oğlan yana eğildi, bir şey söyledi. Onlar kalkıp başları önde Zeynepin annesinin evine gittiler.

***
Oğlan tekrar girdi. Zeynepe baktı, geldi:

Korktun mu sen?

Kontrolsüzce oğlanın göğsüne yaslandı, gözyaşlarına boğuldu.

Senin adın neydi? oğlan birden sordu.

Zeynep.

Benimki de Buğra. Ağlama artık. Gelmezler bir daha.

***
Buğra, üst kata odasına çıktı, akşama kadar görünmedi. Zeynep mercimek çorbası pişirdi. Mutfağa oturdu düşünceli.

Tabii ki burada kalmak istiyordu. Bu güzel insanlarla. Ama biliyordu, haddini çoktan aşmıştı.

Ev sahipleri döndü. Yasemin Hanım her şeyi görünce şaşırdı. Selim Bey, çorbayı çok beğendi.

Sanırım eve gitmem lazım, dedi Zeynep umutsuzca. Her şey için teşekkürler!

Birkaç gün daha kal bence, Zeynep!

Sağ olun, Yasemin Hanım! Eve gitmem lazım, yineledi.

Kapıya bir adım attı, durdu. Dün akşamdan beri hep başkasının bornozu ve terliğiyle dolaşıyordu!

Buraya gel! Yasemin Hanım onu salona götürdü, omzuna dokundu.

Dolabı açtı, epeyce şeylere baktı, bir kot pantolon, kazak, kalın ceket çıkardı.

Giy bakayım! Boylarımız aynı sayılır.

Yok, gerek yok
Evine çıplak mı gideceksin? Giy giy! Bana bir şey olmaz.

Giyindi. Gizlice aynaya baktı. Hiç böyle güzel giysileri olmamıştı.
Koridorda kadın şapka ve botu da zorla giydirdi.

Zeynep, güle güle kullan!

Çok teşekkürler, Yasemin Hanım!

***
Hayat eski haline döndü. Tamam, o kadar eski değil. Anne çiftlikte iş buldu, sevgilisi Mahir ve arkadaşı yok oldu gitti.

Bahar geldi. Bir gün evde ders çalışıyordu. Kapıya birisi vurdu. Zeynep pencereye baktı, gözüne inanamadı. Bahçede Buğra var. Görünce başını salladı, haydi gel der gibi.

Çıkmadı, fırladı.

Selam! Buğra gülümsedi.

Merhaba!

Annem bir şey dedi, seni çağırdı.

***
Yine o ev, bir gününü geçirdiği huzur dolu ev.

Hoşgeldin Zeynep! Yasemin Hanım kapıda karşıladı, sarıldı.

Merhabalar Yasemin Hanım!

Gir bakalım! Çay içeriz!

Oturttu. Çay verdi. Kendisi de masaya geçti.

Zeynep, sana bir işim var. Biz, eşimle birlikte bir ay Bodruma gideceğiz, gözlerinde tatil hayali. Oğlum nadiren evde. Sen evde kalsan, evi korusan Karabası ve kediyi beslesen Çiçekleri sulasan Bizde çiçek çoktur.

Tabii ki Yasemin Hanım!

Çok güzel, cüzdanını çıkardı. Al sana yirmi bin lira.

Gerek yok ki, Yasemin Hanım.
Al işte, zenginlikten bir şey eksilmez. Gel, gezdirip her şeyi göstereyim!

Zeynep evdeki saksıları, çiçekleri, kedi mamasını, köpek etini dikkatle aklında tuttu. Sonra Yasemin Hanım bağırdı:
Buğra! oğlan hemen yukarıdan indi. Karabası Zeynepe tanıt!

Gel bakalım! Buğra nazikçe elini Zeynepin omzuna koydu.

Bahçeye çıktılar, Karabası bağdan çözüp yürüdüler.

Yolda Buğra üniversiteyi, karateyi, babasıyla işleri anlattı.

Zeynep ise başka şeyler düşündü. Aradaki uçurumu fark etti; annesiyle Buğranın ailesi kadar mesafe vardı kendiyle Buğra arasında. Onlar çok iyi insanlar ama hayat, masal gibi olmuyor.

İki aya kalmaz yüksekokul sınavını veririm, çalışırım, bir iş bulup kendi başıma ayakta kalırım. Evlenirim, ama şu yakışıklıyla asla. Dört dörtlük biri ama bana göre değil!

Kadın bana hem güzel giysiler, hem yirmi bin lira verdi. Şehirde ilk zamanlar en azından öyle geçinirim.

İçinden bir his, tam o an, çocukluğunun bittiğini, zor ama kendi başına şekillenecek yeni yaşamın başladığını söyledi.

Köşke geldiler, Zeynep Karabasın boynunu okşadı, Buğraya gülümsedi, eve yöneldi. Yarın köşkteki işi başlayacak; sadece iş hepsi bu!

Rate article
Lifequest
Evlenirim Ama Bu Yakışıklı ile Asla! Evet, Her Yönden Harika Bir Genç, Ama Benim İçin Değil: Bazen…