19 yaşımda evden ayrıldım. Güzel bir veda olmadı, sinirli bir kavga ile gittiğim o gün anneme, hayat…

Evimi terk ettiğimde 19 yaşındaydım. Ayrılışım hiç de güzel değildi; acı bir kavga sonrası oldu. Anneme üniversitede işletme okumak istediğimi söyledim çünkü hayatımı başkalarının evlerini temizleyerek, çamaşır yıkayarak geçirmek istemiyordum. O ise bana bağırdı, Sen kim olduğunu sanıyorsun? Hayal kurmak sana fazla. Bizim ailede kadınlar hep böyle yaşar, sen de farklı olmayacaksın. Sus otur! dedi. O gün, birkaç kıyafetimi çantama koyup bir arkadaşımın evinde uyumaya gittim.

İlk aylar, korkunçtu. Salonda şişme yatakta uyuyordum; yarı zamanlı temizlik işlerinde çalışıyordum, geceleri ders çalışıyordum. Kimse bana hiçbir şey vermedi. Annem ne yol ne fotokopi parası ne de bir tabak yemekle destek olmadı. Aradığımda, soğuk bir sesle, Kendi kendine gitmeye karar verdin, kendi kendine idare et. derdi.

21 yaşında işletme bölümünü tek başıma bitirdim. Mezuniyete ailem olmadan gittim. Ne alkışlayan vardı, ne fotoğrafımı çeken. Ardından küçük bir işletmede ilk işime başladım; maaşı azdı ama benimdi. Kendi evimi kiralamaya başladım, kendi eşyalarımı aldım, sabahları kimseye bağlı olmadan uyanıp yaşadım. Bu sırada annem komşulara benim inat edip çıktığımı, gururdan iş değiştirdiğimi anlatıyordu.

Yıllar geçti. Olgunlaştım, sertleştim. Ona aramayı bıraktım. Dertlerimi paylaşmayı bıraktım. Kendi başıma kutlamayı, ağlamayı, ayakta kalmayı öğrendim. İşimi değiştirip daha iyi kazanmaya başlayınca ona söylemedim. İlk kez tek başıma bir apartman dairesi kiraladığımda da susmayı tercih ettim. Sadece hayattayım olduğunu biliyordu.

Birkaç gün önce, 27 yaşımda işteyken, onun ismini telefonumda gördüm. Açmakta tereddüt ettim. Geri dönüş yaptığımda, ilk duyduğum şey ağlaması oldu. Hastanede olduğunu, ciddi bir sağlık problemi çıktığını ve bir banka otururken geçmişte bana yaptıklarını fark ettiğini söyledi. Kızım, iyi bir anne olamadım. Sana en çok ihtiyacın olduğu anda yanında olamadım. Kendini küçük hissetmeni sağladım, dedi.

Sessiz kaldım. Neden şimdi? dedim. Neden o zaman değil; salonda yatarken, gece tek başıma yürüyüp otobüs parası biriktirirken, işte tuvalette sessizce ağlarken? Neden o zaman değil? Cevap veremedi, sadece tekrar tekrar özür diledi.

Bu hafta sonu hastaneye gelip onu görmemi istedi. Telefonu kapadım, ekrana bakakaldım, çalışamadım. O gece hiç uyumadım. Korkmuş bir şekilde evden çıkan 19 yaşındaki halimi düşündüm, annesiz, desteksiz öğrendiklerimi hatırladım.

Sonunda gitmedim. Uzun bir mesaj yazdım. Söylediklerini takdir ettiğimi ama affının, bana en çok ihtiyacı olan eski halime geç kaldığını söyledim. Artık onun sarılışı, sesi, desteği olmadan yaşamayı ve dimdik ayakta durmayı öğrendiğimi belirttim. Belki bir gün sakin sakin konuşabiliriz, ama şimdi hâlâ çok canım yanıyor.

Tek kelimeyle cevap verdi: Anlıyorum.

Ve o an, göğsümde tuhaf bir şey hissettim. Ne hafiflik, ne huzur… Sadece, bazı affların tamir edilemeyecek şeylerin ardından geldiğini, o kırıklara sadece geçmişte kalıp hatırlamaktan başka bir şey yapamayacağımızı kabullendim.

Rate article
Lifequest
19 yaşımda evden ayrıldım. Güzel bir veda olmadı, sinirli bir kavga ile gittiğim o gün anneme, hayat…