Eşim, hasta annemle evliliğimiz arasında seçim yapmamı istedi; bu sözlerin onun ağzından çıktığına hâlâ inanamıyorum. Sekiz yıllık evliliğimizin ardından annem ağır şekilde hastalandı. Bu öyle basit bir hastalık değildi. Ben tek kız çocuğuyum ve başka hiç kimsem yoktu.

Eşim bana hasta annemle evliliğimiz arasında seçim yapmamı söylediğinde, hâlâ inanamıyorum bu sözlerin onun ağzından çıktığına. Sekiz yıldır evliydik, annem aniden ağır hastalandı. Durumu ciddiydi. Ben tek çocuğuyum, kardeşim yok, sorumluluk tamamen bana kaldı.

Her şeye yetişmeye çalışıyordum. Sabah erken kalkıp işe gidiyor, işten önce anneme uğruyor, yemek ve ilaçlarını bırakıyor, ardından eve koşup çocuklarım ve eşimle ilgileniyordum. Geceleri dört saat ancak uyuyabiliyordum. Yorgunluktan gözlerimin altı mosmor, vücudum bitkin, ama şikâyet etmiyordum. Geçici bir dönem sanıyordum, anlamasını umuyordum.

Zamanla eşimin bana bakışı değişmeye başladı. Annem nedeniyle geç kalırsam surat asıyordu. Annemle telefonda konuşsam, bana ters ters bakıyordu. Bir gün, “Artık eski sen değilsin, burada yok gibisin, hep annendesin,” dedi. Anlattım ona; annemin bana ihtiyacı var dedim. O ise “O zaman birine bakıcı tut,” dedi.

Tasarruf ediyordum; bir hemşireye, bakıcıya verecek paramız yoktu. Hem annem kimseyi kendinden yakın bulmazdı. Eşim evin otel gibi olduğundan, girip çıktığımdan, ona ilgi göstermediğimden, kendini öncelik hissetmediğinden bahsetmeye başladı. İki arada bir derede kalmıştım.

En ağır tartışmamız bir pazar günüydü. Az önce annemle acilden gelmiştik. Üzerimde hâlâ hastaneden çıkardığım kıyafetler vardı. Evin kapısından adımımı attığımda, eşim soğuk bir şekilde, “Böyle devam edemez,” dedi. “Ya annene sürekli böyle kol kanat germeye devam edersin, ya da evliliğimizi toparlamak için benimle kalırsın.” Şaşkın halde, “Ciddi misin?” diye sordum. Gözümün içine bakıp, “Evet, ikinci planda yaşamam,” dedi.

O gece gözüme uyku girmedi. Annemi düşündüm; yalnız, çaresiz, bana güvenen annemi Çocuklarımı düşündüm, evimi, geçirilen yılları Kimse yorgunluğumu, çabamı, çektiğim sancıyı görmüyordu.

Ertesi sabah anneme gittim. Zayıf, solgun ama beni görünce yine de gülümseyen annem Elimi tuttu, “Beni yalnız bırakmadığın için sağ ol kızım,” dedi. O an, annemi bırakıp gidemeyeceğimi, onun elini bırakmak gibi bir seçimi yapamayacağımı anladım. Eve döndüm, eşime “Seçim yapmayacağım. Zorla seçmemi istersen, tercihim belli,” dedim.

Aynı gün öğleden sonra iki valizini topladı. “Bu evliliği sen bitirdin. Hep anneni öne koydun,” deyip çıktı evden. Odada kaldım, ellerim titredi; kocamı mı kaybettim, yoksa saygınlığımı mı korudum bilmiyorum

Artık günlerim hastane ve ev arasında geçiyor. Yoruluyorum, evet. Hüzün de var içimde. Ama geceleri kafamı yastığa huzurla koyuyorum. Annemi yanıma taşımam için ikna etmeye çalışıyorum, belki biraz daha rahat ederim diye.

Siz olsanız, benim yerimde ne yapardınız?

Rate article
Lifequest
Eşim, hasta annemle evliliğimiz arasında seçim yapmamı istedi; bu sözlerin onun ağzından çıktığına hâlâ inanamıyorum. Sekiz yıllık evliliğimizin ardından annem ağır şekilde hastalandı. Bu öyle basit bir hastalık değildi. Ben tek kız çocuğuyum ve başka hiç kimsem yoktu.