Nazlı, al şunu götür! Artık dayanamıyorum! Ona dokunmak bile midemi bulandırıyor!

Sedef, al götür onu! Dayanacak halim kalmadı! Ona dokunmaya bile tahammülüm yok!
Zehranın elleri titriyordu. Kucağındaki bebek avazı çıktığı kadar ağlıyordu.
Sedef, minik yeğenini kucağına aldı ve başını salladı.
Peki. Ama bu senin kararın, sonra şikâyet olmayacak, değil mi?
Hayır, ne şikayet edeceğim? Al götür, istemiyorum artık!
Bebek daha bir aylık bile olmamıştı. Zehranın hamileliği başından beri tuhaf geçmişti. Sedef, kardeşinin dalgalı ruh halini geç hamileliğe bağlamıştı. Zehra yedi yıldan fazladır duldu. Büyük çocukları büyüyüp farklı evlere dağılmıştı. Bir yaz tatili, kısa bir kıyı kasabası ziyareti ve ansızın gelen hamilelik hepsi için bir sürpriz olmuştu. Zehra hiçbir zaman kendiliğinden kararlar alan biri değildi. İlk zamanlar yeni bebek, Zehraya mutluluk vermiş gibi görünüyordu. Ama sonraları Sedef, kardeşinin bazen bebek için alışverişe çıkıp her şeyi almak istemesini, kimi zamanlarda ise haftalarca içine kapanıp kimseyle konuşmamasını garipsedi.
Doğuma yakın günlerde Zehra aniden aileyle görüşmeyi bıraktı. Ne annesine, ne Sedefe, ne de çocuklarına telefon açtı. Sedef endişelenip kardeşini hastanede bulduğunda Zehra, bebeği için vazgeçme dilekçesi dolduruyordu.
Zehra, ne oldu sana? Neden böyle yapıyorsun?
Bilmiyorum. Hiçbir şey hissetmiyorum. O bana yabancı.
Nasıl yabancı?! O senin çocuğun!
Olmazsa benim olmaz! Zehra duvara döndü.
Sedef hemen annesini aradı ve birlikte hastaneye geldiler. Zehra, bebeği almaya ikna edildi. Anne, Zehraya ilk zamanlarda yardımcı olmak bahanesiyle, kızını kendi yanına aldırdı. Aslında herkes göz kulak oluyordu ona. Zehra bebeğine bakıyor, ama gayri ihtiyari hareketlerle her şeyi yapıyor, yanında hiç gerekmeyen kadar az zaman geçiriyordu. Bebeğe ismi anneanne koydu, daha çok kucağına alan da Sedef oldu.
Zehra, onu ben alayım. Ben büyütürüm. Ama biraz zaman geçsin, bakalım kim ona anne diyecek?
Umurumda değil. Yeter ki ben olmayayım.
Bir hafta sonra gerekli işlemler yapıldı ve Sedef, resmi şekilde yeğeninin vasisi oldu. Zehra da başka bir şehre taşındı.
Minik Asuman, sevimli ve sıcakkanlı bir çocuk oldu. Erken yürüdü, erken konuştu. Anne diye Sedefe sesleniyordu.
Aradan on iki yıl geçti.
Anneciğim, bugün üç tane pekiyi aldım! Yarın da sınıfla sinemaya gidiyoruz! cıvıl cıvıl bir ses evi doldurdu.
O mu arıyor?
Evet Zehra, o. Sana ricam var.
Merhaba! Ben Asuman, siz kimsiniz?
Mutfak kapısında iri gözlü, uzun boylu bir kız durmuş, şaşkın şaşkın masada oturan kadına, sonra da bembeyaz olmuş ve pencere önünde duran annesine bakıyordu.
Ben Zehra. Annenim ben, Asuman.
Sana defalarca söyledim! Sedef öfkeyle kardeşine bakıp kızına yaklaştı. Asuman! Her şeyi anlatacağım!
Gerek yok, anne. Dinleyelim bakalım. Ne olacak şimdi? Siz diyorsunuz ya, annesiyim diye. E?
Seni almaya geldim. Benimle yaşamanı istiyorum.
Neden?
Çünkü sen benim kızımsın.
Hayır, değilsiniz. Benim bir annem var, o da burada. Başka da istemiyorum! Sizi ilk ve umarım son görüşüm! Asuman döndü, mutfağı terk etti.
Sedef yorgunlukla sandalyeye oturdu.
Ne kazandın şimdi?
Şimdilik bir şey değil. Ama kazanacağım, emin ol. Gerekirse mahkemeyle.
Niye ihtiyacın var buna? Sen kendin bırakıp gitmedin mi? Kimse nedenini anlamadı. Şimdi bunca yıl sonra gelip, ondan sana sarılmasını mı bekliyorsun? Affet Zehra, şimdi git lütfen. Anneme uğra, sonra konuşuruz, benim kızımın yanına gitmem gerek.
Kızına! Zehra ayağa kalktı.
Sedef yalnızca içini çekti. Kapıyı kapatıp Asumanın odasına yöneldi.
Asumancığım
Anneciğim, bir dur. Bir şey anlatacaksan önce ben bir şey söyleyeyim. Her şeyi biliyorum. Geçen yıl hatırlıyor musun, anneannede temizlik yaparken vasilik evraklarını bulmuştum. İlk başta çok sinirlendim, neden bana söylemediniz diye. Sonra Zehrayla yüzleşmek istedim, nedenini sormak için… Ama sonra anladım ki hiç ihtiyacım yok. Benim annem sensin! Başka kimseyi istemiyorum!
Kızım, canım Asumanım! Seni kimseye vermem.
Zaten ben de kendimi kimseye vermem, dedi Asuman gülerek. Benim sınıf arkadaşım Uğuru hatırlıyor musun? Annesi avukat, aile hukuku konusunda uzman. Onu arayabilirsin.
Ama bak kızım, bu kadar hızlı büyümeye kalkma. Ben hâlâ buradayım ve annem, unutma. Sedef de gülerek kızına sarıldı. Tabii ararız, her şeyi çözeriz.
Devamında çokça gergin günler, mahkemeler oldu ama hakim durumun aynen devamına karar verdi. Asuman ne öz annesiyle yaşamak ne de onu kabul etmek istemediğini açıkça belirtmişti.
Kız kardeşler mahkeme binası önünde yan yana duruyordu.
Sonunda bitti, kâbus sona erdi, dedi Sedef derin bir nefes alıp. Peki, şimdi ne yapacaksın?
Gideceğim Sedef. Rahat bırakayım sizi. Yardıma ihtiyacınız olursa her zaman buradayım. Asumanın adına bir hesap açtım, belgeleri annemizde bıraktım.
Bütün bu yaşananların sebebi neydi, Zehra? O zaman neden bırakıp gittin?
Tatil, roman falan yoktu Sedef. Karanlık bir park, geç bir akşam
Sedefin nefesi kesildi.
Ve sen bunları yıllarca içine attın?
Değiştiremeyecek hiçbir şey yoktu. Sustum. Hamile olduğumu bile başta anlamadım, menopoz sandım, sonra geç oldu. Asumana anlatmazsın. O bilmeyecek. Bu onun değil, benim hikâyem. Belki bir gün beni affeder.
Sedef kardeşine sarıldı, ikisi de uzaktaki anneanneyle beraber duran Asumana baktı.
Bazen en korkutucu şey, en güzel şeye dönüşür. Bak, ne kadar güzel bir çocuk! Zehra gözyaşlarını sildi ve Sedef, uzun yıllar sonra ilk kez kardeşinin yüzünde bir tebessüm gördü.

Rate article
Lifequest
Nazlı, al şunu götür! Artık dayanamıyorum! Ona dokunmak bile midemi bulandırıyor!