Babaannem Tek Bir Torununu Kayırırdı
Peki ya bana, babaanne? diye fısıldardı.
Sen Zeynep, zaten çalışkan bir kızsın. Şu yanaklara bak, maşallah.
Cevizler akıl için, Keremin okuması lazım, erkek o, ailenin güvencesi.
Haydi bakayım, git rafların tozunu al. Kız dediğin çalışmaya alışmalı.
Zeynep, cidden mi? O gidici zaten. Doktorlar bir-iki gün dedi, belki saatler
Kerem mutfağın kapısında durmuş, ellerinde arabasının anahtarlarını sıkarken yüzü hüzünlüydü.
Gayet ciddiyim, Kerem. Çay ister misin? Zeynep, kızının elma istediği için elmayı özenle doğrarken arkasını dönmedi. Otur, taze çay demlerim.
Hangi çay Zeynep? Kerem odaya iki adım attı. Orada yatıyor kadın, her yerine borular takılmış, zor nefes alıyor
Sabah seni sordu. Zeynepciğim, dedi, Zeynep nerede? Yüreğim parçalandı. Gerçekten gelmeyecek misin?
O bizim babaannemiz! Son şansın olduğunu anlamıyor musun?
Zeynep dilimli elmaları tabağa yerleştirip ancak o zaman döndü kardeşine baktı.
Senin için babaanne Onun için sensin Keremcik, ailenin gözbebeği, tek umudu.
Ben ben onun için hep görünmezdim.
Bence benim bu veda işine ihtiyacım yok.
Ne konuşacağız Kerem? Ona neyi affetmeliyim? O bana neyi bağışlasın?
Bırak şu çocukluk kırgınlıklarını! Kerem anahtarları masaya bıraktı. Evet, seni benim kadar sevmedi. Ne olmuş yani?
Yaşlı bir kadın, kendine göre tuhaflıkları vardı. Ama günü geldi! Bu kadar kırıcı olunmaz ki
Ben kırıcı değilim, Kerem. Sadece ona karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Sen git. Yanında ol, elini tut. O senin varlığını bin kere daha ister, benimkini hiç istemez.
Sen onun kıymetlisisin. Onu ışığınla aydınlat sonuna kadar!
Kerem öylece bakıp çıktı. Kapıyı kapamadan önce arkasında derin bir sessizlik bıraktı.
Zeynep iç geçirdi, elma tabağını aldı, kızının odasına geçti.
***
Ailelerinde her şey hep açıkça paylaşılırdı. Yoksa anne babaları Zeynepe de, Kereme de aynı sevgiyi verirdi.
Evleri cıvıl cıvıldı, her daim bir börek kokusu ve gezme planı dönerdi.
Fakat Fatma Hanım, babaanneleri, bambaşka biriydi.
Keremcik, gel evladım, derdi hafta sonları ziyaretlerine gittiklerinde. Bak sana ne sakladım.
Cevizleri, kendi elimle seçtim! Bir de Küçük Ayı şekerinden getirdim! Yepyeni!
Yedi yaşındaki Zeynep bir kenarda, babaannesinin antika dolaptan çıkardığı paketi izlerdi.
Bana yok mu babaanne? derdi usulca.
Fatma Hanım kısa ve sert bir bakış atardı.
Sen çalışkansın ya, yanaklara bak hele.
Ceviz akıllı için, Kerem okusun, erkek o, dayanak.
Sen git, rafın tozlarını al. Kız dediğin tembelliğe alışmasın.
Kerem utanarak paketi alıp yan yan çıkardı, Zeynep ise toz almaya koyulurdu.
Kırılmazdı Zeynep buna. Ne garip ama, çocuk Zeynep için bu, yağmurun yağması gibi sıradan bir olaydı.
Yağmur yağıyor, babaanne Keremi seviyor. Demek ki böyleymiş
Koridorda çoğunlukla Kerem beklerdi.
Al, deyip şekerin yarısını ve bir avuç cevizi avucuna koyardı. Yanında yeme sakın, yine kızar.
Senin ihtiyacın daha fazla, gülümserdi Zeynep. Akıl için.
Bırak şu aklı, burun kıvırırdı Kerem. Kadın deli zaten. Çabuk ye, çabuk!
Çatıya çıkan merdivende oturup sakladıkları ceviz ve şekeri paylaşır, ağzında çıtırdatırlardı. Kerem hep paylaşırdı.
Babaanne gizlice Kereme dondurma parası verse, hemen Zeynepi çağırırdı:
Bak, iki Maraş dondurması alacak kadar var, bir de çıkartmalı sakız. Gidelim mi?
Kardeşi hep onun desteğiydi ve Keremin sevgisi, babaannenin soğukluğunu o kadar dengelerdi ki, Zeynep sevgisizliği fark etmezdi bile.
Yıllar geçti. Fatma Hanım yaşlandı. Kerem on sekizine bastığında, büyük bir gururla Keremin adına Merterdeki ikinci iki odalı evini üstüne geçirdiğini açıkladı.
Ailenin dayanağı kendi evi olmalı, dedi aile sofrasında. Eşini evine getirsin, başını bir yere dayasın.
Anne, içten içe iç çekti. Annesinin inadını bilir, itiraz etmezdi. Ama akşam Zeynepin odasına geldi.
Kızım, aklında kalmasın Biz babanla her şeyi görüyoruz. Arabaya, genişletmeye biriktirdiğimiz parayı sana vereceğiz.
Bu, senin evin için ilk peşinata olsun. Hakkaniyetli olsun çocuklarım.
Anne, gerek yok, Zeynep onu sarıldı. Keremin evi daha önemli, İpekle evlenmeye hazırlanıyorlar. Ben yurtta kalırım.
Olmaz Zeynep. Babaannenin tuhaflıkları ona, ama biz ebeveynleriz. Birini kayırıp öbürünü bırakmayız. Alacak ve bir şey demeyeceksin.
Zeynep almadı.
Kerem, babaannesinin hediye ettiği eve evlendiği hafta taşındı. Eski ev daha ferahladı.
Zeynep, Keremin eski odasına kitaplarını ve resim malzemelerini dizdi ve ilk kez kimin haklıya, kimin haksıza sevgi gösterdiği bir hayatı ardında bıraktı.
Kardeşiyle aralarında bir miras meselesi yüzünden hiç soğukluk olmadı. Aksine, Kerem biraz eziklik duyardı.
Zey, bize gelsene, derdi uğradığında. İpek börek yaptı. Babaanne hani sen anlarsın. Dün aradı, Kerem parayı Zeynepin zevkine harcamadı değil mi dedi.
Ne dedin?
Oyun makinesine ve lüks içkiye gömdüm, dedim, gülerdi Kerem. Üç dakika telefonda nefes aldı, sonra O işte seni Zeynep öğretti! dedi.
Tabii ki ben! Zeynep gülümserdi.
***
Zeynep, Okanla evlenip kızları doğduğunda ev meselesi sıkıştı. O zaman annesi yine imdadına yetişti.
Çocuklar, dedi bir gün. Bizim ev üç oda. Keremin evi var. Zeynep, siz kirada.
Bakın şöyle yapalım: Biz kendi evimizi bir oda bir salon ve iki oda bir salon diye bölelim. Biz babanla küçük olana geçelim, Zeynepler iki odaya.
Anne, atıldı Kerem. Ben kendi hakkımdan vazgeçiyorum. Babaannemden evim var, bana yeter de artar.
Zeynepler alsın evin büyük kısmını. Onların çocuğu var, ihtiyaçları daha çok.
Kerem, cidden mi? Okan şaşkındı. O kadar lira lafı az mı?
Ciddiyim. Biz Zeyneple her şeyi yarı yarıya paylaştık. Babaanne yüzünden zaten sevgide eksik kaldı. Hiç tartışmayın artık.
Zeynep o an gözyaşını tutamadı. Çünkü sevincinden değil, böyle bir kardeşi olduğu için.
Evi bölüştüler, herkes kendi hayatına geçti.
Anne sık sık yardıma gelir kızına, Keremler ailecek her hafta sonu misafir olurdu.
Fatma Hanım kendi halinde yaşar giderdi. Kerem arada alışverişini yapar, tesisatını düzeltir, şikayetlerini sabırla dinlerdi.
Bir kez olsun aradı mı? diye sordukça Fatma Hanım, dudaklarını sıkardı. Bir defa olsun halimi hatrımı sordu mu?
Babaanne, sen kendin yakın olmadın ki, derdi Kerem usulca. Bir gün güzel söz etmedin. Niye arasın?
Ben onu yetiştirmek istedim! diklenirdi yaşlı kadın. Kadın dediğin haddini bilmeli! O ise Evi elinden aldı, anasını babasını evden etti.
Kerem iç çekerdi. Laf anlatmak beyhudeydi.
***
Zeynep mutfakta, hafızasında sürekli eski anılar:
Bir kavanoz reçelden elini uzaklaştıran babaanne. Keremin yamuk çizimini överken Zeynepin kazandığı bilgi yarışması ödülüne dönüp bakmaması.
Keremin düğününde kraliçe gibi oturan babaanne, Zeynepin nikahına hastayım diyerek gelmemesi.
Anne, niye biz babaanne Fatmaya gitmiyoruz? kızı mutfağa girdi. Kerem Amca dedi çok hastaymış.
Çünkü babaanne Fatma sadece Kerem amcanı görmek istiyor kuzum, Zeynep kızının başını okşadı. Onun kalbi öyle rahat.
O kötü mü? diye sordu kızı.
Hayır, Zeynep bir düşündü. Herkes herkesi sevmeyi bilemeyebilir. Onun kalbinde sadece bir kişiye yer vardı. Bazen böyle olur.
Akşam Kerem aradı yine.
Bitti, Zey. Bir saat önce.
Başın sağ olsun, Kerem. Çok üzgünsündür.
Son ana kadar seni sordu, yalan söyledi kardeşi. Zeynep, onu teselli için olduğunu biliyordu. Zeynep mutlu olsun dedi.
Sağ ol Kerem Yarın bize gel, anacağız. Börek yaparım.
Gelirim Zey, pişman mısın? Gitmediğin için?
Zeynep dürüst oldu.
Hayır, Kerem. Sahte bir vedaya gerek yoktu. O da beni istemedi, ben de
Bir süre sessiz kaldı Kerem.
Haklısın galiba, iç çekti. Hep en mantıklımız sendin. Yarın görüşürüz.
Cenaze sade geçti. Zeynep sadece annesi ve Kerem için vardı. Biraz uzakta, siyah mantosuyla gri gökyüzüne bakıyordu. Tabut inerken ağlamadı.
Kerem geldi, omzuna kol attı.
Nasılsın?
İyiyim, Kerem. Gerçekten.
Bak, dedi Kerem. Evinde biraz baktım. Bir sandık buldum. Eski fotoğraflar.
Seninkiler de var. Çokça. Hepsi topluca olmayanlardan özenle kesilmiş. Ayrı saklamış.
Zeynep şaşırdı.
Neden ki?
Bilemiyorum. Belki hissetmiş ama belli edememiştir? Seni kabul etse bana daha az olur diye korkmuştur? Yaşlılar garip oluyor.
Belki de, omuz silkti Zeynep. Ama artık önemli değil.
Mezarlık çıkışında tek şemsiye altında yürüdüler uzun boylu Kerem, narin Zeynep.
Bak, dedi Kerem, arabaların yanında. O evi satacağım.
Kendime üç oda bir salon bakacağım, çocuklara birer küçük ev alırım. Artanı da Bir fon mu kuralım, ya da bir çocuk hastanesine verelim? Babaanneden kalma paralar birkaç kişiye mutluluk versin.
Zeynep ona baktı, ilk defa o gün sıcacık güldü.
Bilirsin mi, Kerem Bu Fatma Hanıma yapılacak en güzel intikam olurdu. Dünyadaki en iyi intikam.
O zaman, anlaştık mı?
Anlaştık.
Ayrı yönlere gittiler. Zeynep arabasında, müzik eşliğinde iç huzurun geldiğini hissetti.
Belki de Kerem haklıdır. Paranın bir kısmı bir çocuğun iyileşmesine yarasın. Gerçek adalet de böyle olur.
Hayatta kimin seni sevip sevmediğine çok takılmak bazen büyük bir zamanı ve huzuru çalar. Asıl önemli olan; yanında olanları, sevgiyi paylaşabilmek ve geçmişin soğukluğunu iyiliğe dönüştürebilmekmiş.




