Kocasını Yola Getirme Operasyonu: Valentina’nın Aldatmayla Yıkılan Mutluluğunu Onarma Mücadelesi ve …

Birlikteydik, Zeynep. O son, Eskişehire yaptığımız iş seyahatinde… Her şey… saçma sapan gelişti.

Tanıtım toplantısından sonra içtik, işte… Durduramadım kendimi, Zeynep

Yani bana bunu bu kadar rahat mı söylüyorsun? Zeynepin sesi dehşetle kısıldı. Serkan, bana şimdi az önce aldattığını mı itiraf ettin?

Artık içimde tutamıyorum, Serkan başını önüne eğdi. Zeynep, ne olur affet, olur mu? Söz, bir daha asla böyle bir şey yapmayacağım. Her şeyi anladım…

Zeynep kadehini ağır ağır masaya koydu. Az önce tüm hayatı darmadağın olmuştu

***

Sabah sıradan başlamıştı; Zeynep, mutfakta, bir yandan küçük oğluna sütlü irmik pişiriyor, diğer yandan yedi yaşındaki kızı Asumanın saçlarını örmeye çalışıyordu.

Anne, acıyor, Asuman başını çekiştirdi.

Özür dilerim kuzum, acele ediyorum. Babanız nerede kaldı acaba, şimdi geç kalacak yine!

Serkan banyodan gömleğini ilikleyerek çıka geldi. Suratı asık, göz göze bile gelmediler.

Kahve var mı? dedi, bakmadan.

Cezvede. Kendin al, elim kolum dolu.

Kendi doldurdu. Ayakta, camdan apartmanın önündeki gri beton avluya bakarak içti. Kapıcı, miskin miskin yaprak süpürüyordu.

Ne yanağından bir öpücük, ne de iyi uyudun mu… Son iki yıldır, sanki birbirlerinin hayatında misafirdiler sadece.

Zeynep büyük bir şirkette muhasebecilik yapıyordu ve on yıldır evli, iki çocuk annesiydi.

Üç odalı daireleri vardı, ama tabii hâlâ kredi ödüyorlardı. Arabaları yeni model bir SUVdu. Çocuklar sağlıkla büyüyordu, huzurlu yaşanabilirdi ama…

Zeynep boğuluyordu sanki O eski Serkanını özlüyordu gecenin bir yarısı canı istedi mi dondurma almak için dışarı çıkan, ya da durup dururken sarılıp kemiklerini çıtırdatan

Öğleden sonra saat iki sularında telefon titredi.

“Bu akşam yemeğe çıkalım mı, hiç şöyle baş başa kalmadık. Çocukları Meltem ablana bırakırım, gece onda kalsınlar,” mesajı düşmüştü.

Zeynep mesajı üç kere okudu. Kalbi, genç kız gibi, hızlı hızlı atmaya başladı.

Hayret, diye fısıldadı kendi kendine. Yoksa bir şeyleri mi fark etti?

Kalan vakti adeta sis içerisinde geçirdi. İşten erken çıkıp, evde aceleyle elbise seçmeye koyuldu.

Koyu lacivert, ipek elbisesinde karar kıldı. Normalden biraz fazla rimel, biraz parfüm…

Aynaya baktığında, hâlâ eşine güzel görünmek isteyen o kadını gördü.

Restoranda ortam loştu. Mumlar yanıyor, hafif bir fasıl çalıyordu. Zeynep içeri girdiğinde Serkan masada hazırdı. Takım elbiseyle, traşlıydı.

Ayağa kalktı, onun gelişini izlerken gözlerinde bir hayranlık parıltısı çaktı. Yoksa acıma mıydı? O an anlamamıştı.

Çok hoş görünüyorsun, Zeynep, deyip sandalyesini çekti.

Teşekkür ederim. Doğrusu bu daveti beklemiyordum. Nedir nedenimiz?

Aslında sebebi yok… Yani, fark ettim de, nerdeyse hiç sohbet etmiyoruz artık. Sanki komşu gibiyiz.

Aynen öyle, diye iç çekti Zeynep, şarap yudumladı. İş, çocuklar, evin bitmeyen işleri

Ben de öyle hissediyorum, Serkan elindeki bıçağı evirip çevirdi. Sanki çarkın birinde dönüyorum ve neden döndüğümü unuttum.

Uzun uzun konuştular. Nasıl evlendiklerini, ilk zamanlar sobalı bir evde yaşayıp yine de nasıl çok mutlu olduklarını andılar.

Serkanın ilk defa Asumanın altını değiştirip zorla bayılmamak için uğraştığına güldüler.

Akşam harikaydı. Zeynep, aralarındaki buzların yavaşça eridiğini hissediyordu.

Demek ki yormuşuz kendimizi. Daha sık dışarı çıkmak lazım, diye düşündü. Belki de her şey düzelir

Eve geçelim mi? teklif etti Serkan, hesap gelince. Yolda şarap da alırım. Çocuksuz, sakin olsun biraz bu gece.

Ev çocuksuz sessizce büyümüş, her yer ferah ama yorucu bir boşluk hissediliyordu.

Mutfakta oturdular. Serkan şarap doldurdu. Sıcak, keyifliydi. Tam o anda

Zeynep, hakikaten bir şeyleri değiştirmemiz gerekiyor, dedi.

Haklısın, Serkan. Hem şöyle baş başa bir yere gitsek mesela? Antalya olur, ya da bir kaplıcaya… Bir soluk alsak yeter.

Olur ama mesele sadece dinlenmek değil. Son zamanlarda tuhaf hissediyorum. Neredeyse artık birbirimizi duyamıyoruz.

Sen sürekli çocuklarla; ben işteyim. Eve gelince ya uyuyorsun ya da sinirlisin.

Yakınlığımız kalmadı, anlıyor musun? Cinsellik değil ama… Eskisi gibi birbirimizin gözünden okumak yok artık.

Zeynep tedirginleşti:

Nereye varmak istiyorsun? diye alçak sesle sordu.

Dayanamadım, dedi Serkan. O gece hata yaptım.

Ve işte o zaman anlattı. Eskişehirde olanları, iş arkadaşını, ihanetini…

Sadece dinliyordu beni. Serkan hızlı hızlı, kekeliyerek konuştu, sanki lafı bölünecek diye korkuyordu. Sürekli birlikte iş gezilerine gidiyorduk.

Sorduğu her şey gerçekten ilgilenerekti, formalite değil…

Bahanem yok, kötü davrandım Direndim uzun süre, yemin ederim.

Ama o gece… arkadaşlarla içtik, sonra otelin barında baş başa kaldık…

Zeynep sessiz, içi yanıyor, sanki göğsünde bir bomba patlamış da, parçaları içten içten acıtıyor.

Beni affedersen… çok utanıyorum. O günden beri deliye döndüm. Gözlerinin içine bakamam, içime dert ettim. Sizi kaybetmek istemem. Çocuklar, sen tek varlığım oldunuz. Her şeye hazırım.

Her şeye papagan gibi yineledi Zeynep.

Evet. Şirketle konuştum. Başka bir bölüme geçmek için dilekçe verdim. Müdürümüz söz verdi, ay sonunda yeni yerdeyim.

İzin dilekçem burada istersek tatile gidelim hemen. Yarın bile bilet alırım. Sadece sen ve ben, sil baştan başlarız!

Elini uzatıp, Zeynepin avucunu avuçlamak istedi ama Zeynep hızla elini çekti.

Sil baştan mı? acı acı güldü Zeynep. Farkında mısın ne dediğinin?

Sadece başka birine gitmedin, bana olan saygımı da yok ettin!

Ben tüm gün işte senin mesajına sevinip, ne giysem diye heyecandan delirirken, senin aklında başka bir kadın varmış…

Seni seviyorum! neredeyse bağırdı Serkan. Onun için anlattım zaten! Daha fazla yalanı kaldıramadım.

Seven insan başka kadınla olmaz… Meğer ne düşünceliymiş iş arkadaşın. Demek ben hep sinirliydim, öyle mi?

Böyle demek istemedim, fısıldadı Serkan.

Yanına gelip omzundan sarılmaya çalıştı.

Lütfen Zeynep

Bana dokunma! kendini geri attı Zeynep. Midemi bulandırıyorsun.

Hızla mutfaktan çıkıp yatak odasına kapandı, kapıyı kilitleyip yatağa yığıldı.

Gözyaşları sel olmuştu. Serkan uzun süre kapıda fısıldadı, özürler diledi, sonra sustu. Zeynep, onun salonda kanepede yerleştiğini işitti.

***

Sabah şişmiş gözlerle mutfağa çıktı. Kocası hâlâ salonda, aynı giysiyle oturuyordu. Masada, içilmemiş bir Türk kahvesi soğumuştu.

Gece evi terk etmeme sebebim, bu saatte çocukları başka yere götüremememdir, dedi soğukça.

Zeynep

Sus, duymak istemiyorum duygularını. Umurumda bile değil ne hissettiğin!

Haklısın.

Tatil diyordun. Nereye gitmeyi düşündün?

Sessiz bir sahil kasabası olur dedim. Yürüyüş yaparız, konuşuruz…

Tamam. Pencereden dışarı çevirdi bakışını. Gideriz. Ama eski günler olur sanma. Gittiğimde sana bakıp bakamayacağımı deneyeceğim.

Serkan şartları kabul etti, başıyla onayladı.

Hemen araştırıp ayarlayacağım.

Ayrıca, dedi Zeynep dönerek. Bölüm değişikliğiyle ilgili kağıdı istiyorum. Şirketten onaylı olacak. Ve telefonun Şimdi itibariyle şifresiz kullanacaksın, bana açık olacak.

Tabii, istediğin gibi.

Telefonunu uzattı ama Zeynep tiksintiyle elini salladı, almadı.

Sonra… Şimdi git duş al. Meltem abladan çocukları almadan önce biraz düşünmem lazım. İstemiyorum çocukların bizi böyle görmesini.

Serkan banyoya girince, Zeynep sandalyede yığıldı kaldı. Dün âşık olduğu adamı bırakıp gitmek isterdi ama çocuklar için bunu yapamıyordu.

***

Tatil hazırlıkları uzadıkça konuşmaları sadeleşti.

Biletleri aldın mı?

Aldım, cumartesine.

Asumanı okuldan al.

Alırım.

Çocuklar da bir şeylerin ters gittiğini sezmişti. Asuman sessizleşiyor, küçük oğlan ise huysuzluk yapıyordu.

Anne, neden babam salonda yatıyor? diye sordu bir akşam, yatağında uzanırken Asuman.

Bunu beklemiyordu Zeynep, kızının üstünü örtmeye çalışırken boğazı düğümlendi.

Baban işte çok çalıştı, canım benim. Sırtı ağrıyor, koltukta rahat ediyor.

Küs müsünüz?

Sadece yorulduk biraz. Yakında deniz tatile gideceğiz, bak göreceksin, her şey düzelecek.

Asuman başını salladı ama gözlerindeki kuşku gitmedi. Çocukları kandıramazsın; her şeyi hissediyorlar.

***

Cuma akşamı Serkan elinde dosyayla erken geldi.

Bak, masaya evrak bıraktı. Bölüm değişikliği onayım. İzin sonrası pazarlama bölümündeyim.

Ne yurtdışı, ne başka şehir. O kadın eski bölümde, farklı katta kalacak.

Zeynep mührü, imzayı kontrol etti.

Pekâlâ.

Zeynep… mutfak kapısında durdu. Her an, ne kadar rezil olduğumu düşünüyorum.

Yeter! Sen Eskişehirde tercihini yaptın, şimdi ben karar veriyorum: kalacak mıyım, gidecek miyim, hâlâ emin değilim.

Serkanın haberi yoktu; dün gece, o kanepeye sızınca, Zeynep onun telefonuna bakmıştı.

Midesi bulanmış, elleri titremişti ama bakmadan edememişti. Silinmemiş son yazışmada Serkan şöyle yazmıştı:

Bitti. Çok büyük bir hataydı. Bir daha ne mesaj at ne de yaklaş bana.

Kadından cevap: Peki, sen bilirsin. Kolay gelsin.

İçi rahatladı mı? Hiç sanmıyorum. Ama en azından Serkan bu konuda yalan söylememişti; gerçekten bitirmişti.

***

Cumartesi sabahı hafif yağmurla uyandılar. Bavulları arabaya yüklerken tek kelime etmiyor, Serkan aşırı ilgili davranıyordu: sürekli el veriyor, sular pencereler kapalı mı diye kontrol ediyor, yol üstü Zeynepin sevdiği kahveyi alıyordu. Zeynepin bunları görüp içi daha da eziliyordu.

Havalimanında, bekleme salonunda yan yana otururlarken çocuklar pencereden uçakları izliyordu.

Dünkü geceyi düşündüm, dedi Serkan, camdan bakarak. İlk tatile, çadırla gittiğimiz günler geldi aklıma. Biliyorsun o fırtınada çadırı tutmuştum sabaha kadar.

İstemeyerek Zeynepin yüzünde bir tebessüm yayıldı.

Hatırlıyorum. Sen rüzgarda çadırı tutarken ben yağmurlukla uyumuştum.

O zaman da, şimdi de senden daha güzel kimse yoktu gözümde. Sadece yolumu kaybettim, düştüm, Zeynep…

Hepimiz kaybolduk, Serkan, dedi Zeynep, bu hafta ilk kez gözlerinin içine bakarak.

Elini tuttu, bu sefer Zeynep elini çekmedi ama karşılık da vermedi. Zihni karmakarışıktı.

Kesin olan şuydu: Büyük ihtimalle onu affedecekti, özellikle de çocuklar için. Ama bu sefer affetmeden evvel, Serkana haddini iyi bildirecekti. Gözünün ucuyla bile başka kadına bakmaya cesaret edemesin diye…

İşte, ona gönül terbiyesini tatilde verecek.

Rate article
Lifequest
Kocasını Yola Getirme Operasyonu: Valentina’nın Aldatmayla Yıkılan Mutluluğunu Onarma Mücadelesi ve …