Kayınvalidem ve kayınpederim beni sadece torun sahibi olmanın bir yolu olarak görüyorlarmış, bunu ise tamamen tesadüfen fark ettim.

Eşim Sarp ile evlenmeden önce, onun ailesiyle oldukça iyi bir ilişkim vardı. Elbette her şey mükemmel değildi ama aramızda sıcaklık vardı. Sarp o sırada annesi ve babasıyla Üsküdardaki evlerinde kalıyordu, ben de sık sık ziyarete gittikçe kayınvalidemle ve kayınpederimle sohbet ediyordum. Ufak tefek anlaşmazlıklarımız oluyordu, mesela akşam ne izleyelim diye uzun uzun konuşuyorduk ama hiçbir zaman büyük tartışmalardan kaçınmaya çalışır, genelde kayınvalidemin tarafını tutardım. Her şey, düğün günümüz gelene dek olması gerektiği gibi ilerledi.

Düğünden sonra, Sarpın ailesinin evine gittik. Kapıyı açınca içerisi bir masal gibi, mutfaktan buram buram börek ve dolma kokuları yükseliyordu. Anneleri ısrarla tabağıma kısır dolduruyor, Yavrum, biraz daha yesene, bak güçlenmek lazım, diyordu. İlk başlarda bunu şaka gibi aldım ama zamanla bu sözler giderek daha baskıcı ve tuhaf bir hâl aldı. Aradan bir ay geçmeden, kayınvalidem yan çaprazdan Biraz kilo aldın sanki, değil mi? diye fısıldadı. Oysa gram değişmemiştim. Derken birkaç hafta sonra kendimi bomboş bir rüyada gibi hissettim ve hamile olduğumu öğrendim. İçerim adeta nara gibi patladı, öyle mutluydum. Hemen Sarpla paylaştım ama annemlere hemen söylemeyelim, sonradan sürpriz yaparım dedim. İşin ilginci, aynı dönemde kendi evimize, Kadıköydeki apartmana taşındık.

Hamileliğim ilerledikçe, tuhaf bir şekilde akrabalar daha sık arar, Ayşe, iyi misin? Yoruluyor musun? diye sorar oldular. Bir gece sanki yastığıma gökyüzünden kıvrılmış yılanlar inmiş gibi içimi kaygı sardı; acaba Sarp sırrımızı anlattı mı? O ise, Yok ya, merak etme, ailem sadece torun sevgisinden çıldırıyorlar. Alışılmış şeyler, diye avutmaya çalıştı. Ama gerçek, Sarpın müjdeyi duyurmasının ardından aniden değişti; gündüzler renksizleşti, gündelik hayat bir masal gibi çözülmeye başladı.

Bir sabah kayınpederimin sesi, balkondan Hadi kızım, biraz daha börek ye, bak zayıflık iyi değil, diye yankılandı. Ardından, işimi bırakmam, bütün zamanımı dinlenmeye ayırmam gerektiğini söyledi. Kayınvalidem de işin tuhafına, sürekli ellerini karnıma koyuyor, Burası büyütülmeli, Ayşe, karnın sanki her gün ayrı bir türküyü fısıldıyor, diyordu. Günde iki, bazen üç kez haber vermeden kapımıza gelip halimi soruyorlar, yüzüme bakan gözlerinde yalnızca geleceğin torununu görüyordum. Yavaş yavaş, ben bir insan değil, bir fidan gibi, sadece onların torununa can verecek bir saksı olduğumu hissettim. İlk günden beri sinsi sinsi beni şişmanlatmak istediklerine inandım artık.

Derdimi Sarpa anlattım, hatta garip bir şekilde gözlerimden denizler döküldü, ama o, Sen kuruntulusun, bak hiçbir şey yok, diyerek yüzünü başka yöne çevirdi. Kimsem kalmadığını düşünerek, tuhaf bir rüyadaymışım gibi harekete geçmeye karar verdim. O gece, bir masal kahramanı gibi bavulları topladım, Sarpa Yarın kapı kilidini değiştir, belki de bu başka bir masalın başlangıcı olur, dedim ve kendimize tatil için bilet aldım. Ertesi sabah, İstanbulun gölgesinde, sokaklar nereye gittiğimizden bihaberken, Sarpla birlikte yola çıktık. Belki de o kaçış, bana huzur ile berrak bir gökyüzü sunardı.

Rate article
Lifequest
Kayınvalidem ve kayınpederim beni sadece torun sahibi olmanın bir yolu olarak görüyorlarmış, bunu ise tamamen tesadüfen fark ettim.