Sekiz yaşındaydım, annem evi terk ettiğinde. Caddenin köşesine kadar yürüdü, bir taksiye bindi ve bir daha dönmedi. Kardeşim, Emir, o zaman beş yaşındaydı.
O günden sonra evimizde her şey değişti. Babam, Ahmet, o güne dek hiç yapmadığı şeyleri yapmaya başladı: Sabahları erkenden kalkıp kahvaltı hazırlamak, çamaşır yıkamayı öğrenmek, üniformalarımızı ütülemek, okuldan önce saçlarımızı elinden geldiğince taramak Onun pirincin ölçüsünü şaşırdığını, yemeği yaktığını, beyazları renklilerden ayırmayı unuttuğunu görüyordum. Yine de hiçbir zaman bir eksikliğimiz olmadı. İşten yorgun argın döner, ödevlerimizi kontrol eder, defterlerimize imza atar, ertesi gün için beslenmemizi hazırlardı.
Annem, bir daha dönüp bizi ziyaret etmedi. Babam, hiçbir kadını eve getirmedi. Kimseyi hayat arkadaşı olarak tanıtmadı. Dışarı çıktığını, bazen geç kaldığını bilirdik ama özel hayatıyla evimizin duvarları arasında hiçbir bağlantı olmazdı. Evimizde yalnızca ben ve Emir vardık. Babamın bir daha âşık olduğunu hiç duymadım. Onun rutini çalışmak, eve gelmek, yemek yapmak, çamaşır yıkamak, yatmak ve ertesi gün yeniden başlamak oldu.
Hafta sonları bizi parka, Sahile, bazen de AVMye götürürdü vitrinlere bakmak bile yeterdi. Saç örgüsünü öğrendi, düğme dikmeye başladı, yine en güzel öğle yemeklerini hazırlardı. Okul etkinliklerinde kostüm gerekiyorsa onları karton ve eski kumaşlardan yapardı. Hiç şikâyet etmedi. Bu benim işim değil, demedi. Her şeyin üstesinden gelmeye çalıştı.
Geçen yıl babam Ahmet, Hakka kavuştu. Çok ani oldu, vedalaşmaya bile fırsat kalmadı. Eşyalarını toplarken eski defterlerine rastladım; evin harcamalarını, önemli tarihleri, aidatı öde, Emir için ayakkabı al, Kızımı doktora götür gibi notlar yazılıydı. Ne başka bir kadına yazılmış aşk mektupları, ne de romantik bir yaşamın izlerine rastladım. Sadece çocukları için yaşamış bir adamın izleri vardı.
Onun gidişinden sonra içimde hep aynı soru var: Mutlu muydu? Annem, kendi mutluluğunu aramak için gitti. Babam ise bizimle kalıp kendi mutluluğundan vazgeçti sanki. Yeni bir aile kurmadı. Bir partnerle evini paylaşmadı. Hayatında öncelik hep biz olduk, kimse başka bir şekilde ona öncelik vermedi.
Bugün fark ediyorum ki harika bir babam olmuş. Ama aynı zamanda, babamın kendi yalnızlığını, bizim yalnız kalmamamız için tercih ettiğini görüyorum. Ve bu duygu çok ağır. Çünkü şimdi o yokken, onun gerçekten hak ettiği sevgiyi alıp alamadığını hiçbir zaman bilemeyecek olmam içimi acıtıyor.




