“Anna daha çok genç, yine anne olacak!” – diye söz verdi. Sonunda, kimsenin çocuğa ihtiyacı olmadı. …

Sevda gençti, İleride yine doğurur! demişlerdi. Sonunda kimsenin o çocuğa ihtiyacı olmadı.

Bak, sana anlatayım, Sevdayla Murat aynı kasabada büyüdüler, çocukluklarından beri de aynı sınıftalardı. Lise bitince ikisi de İstanbula üniversite kazandı, sonra iş aramaya başladılar orada. Ortak arkadaşlarıyla küçük bir ev tuttular, ikisi de çalışmaya başladı ve evlenmeden birlikte yaşamaya başladılar. Sevda hamile kalınca, Murat bir anda ortadan kayboldu. Hiç hazır değilmiş çocuk sahibi olmaya.

Sevda çok sarsıldı ve çaresizce evine, annesinin yanına dönmeye karar verdi. Muratın annesi, kasabada oldukça tanınan, sözü geçen bir kadındı. Herkese, Sevdanın çocuğunun oğlundan olmadığını, başka birinden hamile kaldığını yaydı. Zaten iki ailenin evleri de hemen hemen yan yanaydı, küçük yer, herkes birbiriyle içli dışlı.

Dostlarının çoğu olayın iç yüzünü biliyordu. Bir süre sonra Sevda çok tatlı bir kız bebek dünyaya getirdi. Hiçbir zaman Muratın ailesiyle ilgili kötü bir söz etmedi. Sadece çocuğunu huzur içinde büyütmek istiyordu. Ama Muratın annesi, Bu çocuk asla bizim değil! deyip herkese anlatmaya devam etti.

Bir bakın Allah aşkına şu çocuğa! derdi kadın. Hepimiz siyah saçlıyız, bu sarı saçlı. Burnu bizim burnumuza benziyor mu hiç? Bizim ailede çirkin yoktur, bu çocuk çirkin. Zorla ailemize girmeye çalışıyorlar! Bunlar var ya, bunlar iyi insanlar değil!

Sevda o kadar yoruldu ki dedikodulardan, bir noktada DNA testi yaptıralım dedi, kadını susturmak için. Yani, kime kanıtlamaya çalışıyor bilinmez ya Neyse, test sonucu çıkar çıkmaz kadın Sevdayı arayıp, Gel, torunumu görmek istiyorum, dedi. Kızına bir sürü güzel, pahalı hediyeler aldılar. Sevda, annesinin küçük emekli maaşıyla geçinmeye çalışırken, haliyle çok sevindi yardıma.

Sonra bir gün, yeni torununu gözü gibi seven o kadın, kızı birkaç gün yanında kalmak üzere istemeye başladı. Ama Sevda dedi ki, Kızım daha bir yaşında, anasından ayrı kalamaz. Kadın çok kızdı, üzüldü, araları birden gerildi.

Ondan sonra Sevdaya, Bak, mahkemeye başvururum, kızımı bana almam için! Sen işsizsin, oğlumun evi var, iş güç sahibi; bakıcı tutabiliriz, kız burada daha rahat büyür, gelişir. Ben torunum için her şeyi yaparım. Hem sen hâlâ gençsin, çoluk çocuk sahibi olursun yine. Bunu almaktan vazgeç, hakime de gerek kalmaz, buraların tüm hâkimleri beni tanır, dedi resmen gözdağı verdi. Sevda ise hakkını savunmaya karar verdi. Yıllarca dava sürdü.

Ailenin görmezden geldiği o kızları bir anda ailelerinin en değerli ferdi oldu. Araya tanıklar girdi, takipler başladı, her şeye fotoğraf çekenler bile vardı. Sevda, kızıyla birlikte, bir süre başka yere kaçtı, saklandı. Neler neler döndü. Sonra biraz sular duruldu. Murat başka biriyle evlendi, bir oğlu oldu, kadın da hemen yenidoğana taktı kafayı. Sevdanın kızı bu arada ilkokula başlamıştı. Sevda da tekrar İstanbula döndü iş buldu, ama sürekli memleketine annesiyle kızının yanına gider gelirdi. Bir süre sonra genç birini tanıdı. Annesi, Kızım, sen de kendine bir hayat kur artık, deyip torununa göz kulak olacağını söyledi. Sevda da, bir süreliğine kızını annesine bıraktı.

Sonra Sevda evlendi, eşiyle yine bir apartman dairesi kiraladılar, bebekleri olacak. Her şey yolunda, ama Sevda kızı yanına almaya bir türlü yanaşmıyor. Çünkü kaçıracak bir yer yoktu. Yeni eşine de başka birinden çocuğu olan kadın biraz ağır geliyordu. Sevda, Kızım burada arkadaşlarıyla, okuluyla daha mutlu olur, dedi. Zaten başka çocuk doğunca, ona bakacak kimse olmazdı. Böylece annesi de yalnız kalmamış oluyordu. Ama yaşlı anne hastalanmaya başladı. Ambulanslar geldi gitti, hastanede yattı. Kız torun, komşu teyzelerin yanında kaldı çoğunlukla.

Bu arada Muratın annesi bir daha hiç torunuyla ilgilenmedi. Anneannesiyle karşılaştığında ise sanki hiçbir şey olmamış gibi gülüp geçti, Keşke beni dinleseydiniz! İlk başta verseydiniz, ben bakardım çocuğa! Şimdiye kadar özel yabancı dil kurslarında okurdu, iki üç dili anadili gibi konuşuyor olurdu! Piyano çalmayı da öğrenirdi. Ama anası ilgisiz, terk etti. Kim bilir bu çocuk büyüyünce nasıl biri olacak? Ben şimdi oğlumun oğluna bakıyorum. Onun için en iyisini yapacağım, en iyi okullarda okutacağım! dedi.

Murat da bir kere olsun arayıp kızını sormadı, ilgilenmedi. Sonunda herkesin uğruna mahkemelerde, kavgalarda kıymet biçtiği o küçücük kız kimseye lazım olmadı. Kimse de nasıl bir hayatı olacağını bilmiyor işte, kaderine terk edildi kızcağız.

Rate article
Lifequest
“Anna daha çok genç, yine anne olacak!” – diye söz verdi. Sonunda, kimsenin çocuğa ihtiyacı olmadı. …