Hanım kızım, çocuğunu kucağına al, diye seslendi bana elli yaşlarında iri bir kadın. Bu arada, oğlum Emire otobüste ayrı bir koltuk almıştım ve tam 3 bin lira ödedim.
O gün Emiri anneannesiyle buluşturmaya gidiyordum. Emir bizim ailede küçük gibi görünse de aslında koca bir adam gibi davranıyor ve herkes ona ilkokul öğrencisi gibi bakıyor. Zaten, ailede çocuklara hep yetişkin gibi davranılır. O yüzden yolculuklarda ona ayrı koltuk alıyoruz, kendisi uslu oturuyor, ayrıca boyu da uzun, ağırlığı fazla, kucağa almak çok zor oluyor. Hem Emir hem ben, kucakta otursak rahatsız oluruz, hem de başka yolculara ayakkabısıyla zarar verebilir. Sonuçta Emirin ayrı koltukta oturması herkes için daha rahat.
O gün Emir cam kenarındaki koltukta oturuyordu, ben de yanında oturuyordum. Koltukları önlerden seçmiştik, indikten sonra kolayca çıkalım diye, diğer yolculardan önce inecektik çünkü. Şoföre de özellikle söylemiştim, çocuğa da bilet aldım, koltuğu başkasına vermeyin diye.
Şehirden çıktık, yolun ortasında otobüsümüzü iri yapılı bir teyzemiz durdurdu. Bizim arkamızda boş yerler vardı, şoför de durdu haliyle. Teyze resmen otobüse zorla bindi, başka türlü anlatamam, otobüs bir sallandı, insanlar şaşkın bakışlarla kabine tırmanışını izledi. Kapıyı kapatınca şoförün hüzünlü bir off çekişi duyuldu. Şoför devam etti, teyze ise koltuklara doğru ilerlemeye başladı.
Kızım çocuğu kucağına al, dedi teyze bana. Ona oğluma bilet aldığımı, kendi koltuğunda oturacağını, kucağımıza almayacağımı açıkladım. Şoför de bana arka tarafta boş yer olduğunu, oraya geçmemi söyledi. Bu kadın ise, ona yer verilmeliymiş, bizim başka koltuklara geçmemiz kolaymış, minübüste her zaman cam kenarında oturması gerekiyormuş.
Koltuktan vazgeçmedim, otobüs hızlanınca teyze yerinde duramıyor, hâlâ bizim önlerde ayakta, arkaya gitmeye hiç niyeti yok. İçim içimi yiyor ama oğlumun önünde kavga çıkarmak istemedim. Emirle sohbet etmeye başladık, kafamı dağıtmak için. Bu durumdan daha da sinirlendi, ve bir anda bağırarak, Hadi çocuğu kenara çek, ben oturacağım, anlamıyor musun? dedi. Sakin bir sesle yine yer vermeyeceğimi, oğlum artık büyük olduğunu ve ona ayrı koltuk aldığımı söyledim. Biz önce bindiğimiz için istediğimiz yere oturduk zaten, bilet numarası yok.
Şoför de olaya karışmıyordu ama, bu işte tecrübeliydi belliydi. Diğer yolcular başta ilgilenmedi; kimisi kulaklık taktı, kimisi uyudu. Ama yavaş yavaş teyze nasihat almaya başladı: Teyzeciğim, boş yere oturun. Bağırmayın, burası sizin eviniz değil. Teyze de, kilolu olduğundan ön tarafa gitmemin kolay olmadığını savundu durdu. Ama herkes biliyordu, asıl derdi bizim rahat koltuğu kapmak.
Otobüste bir anda kargaşa çıktı. Sonra en ilginç şey oldu. Şoför durdu. Direksiyonun başından indi, kabine geçti, teyzeyi dışarıya çıkardı, çantalarını da yanına verdi. Teyze daha ne olduğunu anlamadan, şoför tekrar oturup otobüsü sürdü. Bir sessizlik hâkim oldu. Hep birlikte eksik kalan para için şoföre destek olduk, aramızda topladık, adam da çok mutlu oldu ve bir daha o kadını otobüse almayacağını söz verdi, çünkü her zaman kavga çıkarıyormuş.




