Eşimle birlikte bir daireye kredi çektik. Tamir tadilat işlerini hallettik, eşyaları taşıdık… Bir ay sonra taşındık. Komşuları tanımak istedik. Karşı dairedeki amca ve teyze çiftini çaya davet ettik.
Allah var ya, çayı sanki sınavdan önce hız testi yapıyorlarmış gibi içtiler. Karımın benim eşim olduğunu, kızım olmadığını öğrenince, bir bahane bulup, kendilerini gaza basar gibi çıktılar. Bu arada, ziyaretimiz Cuma akşamıydı.
Cumartesi sabahı kapı çaldı. Açtık, bir polis. Kimlikleriniz var mı? diye sordu, hem benim hem eşimin.
İşin tuhaf tarafı, polis nikah belgemizi de istedi. Bizi bir güzel şaşırttı. Taşınmadan dolayı evrak kutusu tam bir tabiat parkı gibi; on dakika boyunca belgeleri aradık, sonunda bulabildik.
Polis, eşime şöyle bir imrenerek baktı, Kusura bakmayın hanımefendi, sabahın köründe rahatsız ettik, dedi ve çıkmaya hazırlanırken ekledi: Bir ihbar geldi, bu evde bir adamla bir küçük kız yaşıyormuş.
İşte o an, komşuların Cuma akşamı jet hızıyla neden çıktığı anlaşıldı. Ben 24 yaşındayım, eşim 26. Eşim, genç gösteriyor, bazen ilkokul öğrencisiyle bile karıştırılıyor.
Bakkalda bile şansımız yok, markette kimlik göstermeden içki yok. Cuma günü, saçlarına iki örgü yaptı, iyice ergen oldu. Üstüne bir de makyajını sildi, iyice ilkokul çağları. Durum mizahi ama yine de… Babam çek bir bıyık da ben sakalımı keseyim dedim; kırk yaşında biriyle kızı gibi görünüp apartmanda gündem olmayalım!




