Bizim ailede iki kız vardı: ben ve Zeynep. Ama açıkça belliydi ki Zeynep, annemle babamın gönlünde, bayrak yarışı misali birinciliği kaptı, hem de hiç saklamadan! Bu favoritlik işi, Zeynep daha küçücükken başlamıştı. Ona en güzel şeyler alınırken, bana hep abla sen de idare ediver denirdi. Üstelik Zeynep, anne-babama tıpatıp benziyordu ve öyle alımlıydı ki, gören dönüp bir daha bakardı. Bense babamın erkek kardeşine, yani amcama çekmişim. Amcam, o klasik yakışıklı tabirine hayli uzak biri olduğundan, evde bana bazen çirkin kız dendiği oluyordu, tabii şaka gibi ama insanın içine işliyor.
Lise diplomasını alınca, annemle babam hemen Zeynepe şehirde bir apartman dairesi aldılar, tadilat işleriyle uğraşmaya koyuldular. Ben ise paket program gibi, üç odalı apartmanında yaşayan babaannemin yanına gönderildim.
O dönem, babaanne ağır hasta oldu; okuldan eve koşar koşar ona bakmak bana düştü. Bir gün, babaanne itiraf etti: apartmanını aslında annem ve babama bırakmayı düşünüyormuş. Bir düşün deyip teklif sundum anne-babama, Yardım edin, tek başıma zorlanıyorum. Cevap hep aynıydı: Biz, Zeynepin eviyle uğraşıyoruz. Tam babaanne veda ederken, gizli bir bilgi paylaştı: Sadece sana sakladığım biriktirdiğim bir miktar param var. Sakın annene-babana söyleme, bu para senin. Ben de, babaannenin öğüdüne uygun hareket ettim.
Cenazeden sonra annemle babam dedektif gibi apartman içinde hazine avına çıktı: her yeri didik didik aradılar, ama boşuna. Oysa ben o zamana kadar aldığım parayla kendime iki odalı bir daire almıştım ve hafiften tadilata başlamıştım. Ama yine de babaannenin evinde kalmayı sürdürdüm. İki ay sonra, annemle babam geldiler ve dediler ki, Bu daireyi kira veririz, çünkü Zeynepin paraya ihtiyacı var, kardeşi de zor durumda. Tabii ben de Ya kendi evim? deyip sordum. Sen büyüdün, yolunu kendin çizmelisin, diyerek geçiştirdiler. Ben de madem öyle, deyip, kendi yolumu çizmeye karar verdim.
Dairemin tadilatı nihayet bitince taşındım. Hatta gönül ilişkisi bile buldum, ciddi ciddi seviyordum. Ama annemle babam, kendi evimi aldığımı öğrenince beni hırsız ilan ettiler. Sürekli gelen hakaretlerden sonra Hadi güle güle, yolunuz açık olsun! deyip sıfır iletişime geçtim. Uzun lafın kısası: Kader, bana trajikomik bir hikaye sundu; ben de mizahı, ironiyle karıştırıp hayatın tadını çıkarmaya çalıştım.




