Geçen yıl oğlumuz yaz tatilinde babaannesine gitmeye karar verdi. Tatili dört gözle bekliyordu; valizini günler öncesinden hazırlamış, bir an önce kaçıp gitmenin hesaplarını yapıyordu.
Babaanne, torununa iyi baktı doğrusu. Adam mutlu, ilgiden dört köşe. Elini kolunu sallaya sallaya özgürce dolaştı; ne derse dedi, babaanne aman bırak çocuğu modunda. Bizimki, köye adım atar atmaz kendini sanki bir kral gibi hissetti! Ne isterse yapıyor, kimse ses etmiyor. Evde alışık olmadığı bir rahatlık. Zaten yazı iple çekmesinin sebebi de bu. Fakat bu sefer o özgürlüğün tadını tam alamadı…
Tam da onun köye gelişiyle aynı zamana, babaannenin diğer kızı, yani yengesi denk geldi. Bu teyzemiz, sürekli şehir şehir gezen biri, malum işi gereği. Kocası da yok. Hayatı bavulda geçiyor desek yeridir. Tatil nadir ona, ama oğlum bunun hiç farkında bile değil. O, evi hep babaanne ve dede ile özdeşleştirmiş durumda; başka bir otorite yok yani. Bu teyze ile de genelde görüntülü konuşmalar dışında pek iletişimleri olmamış. Hatta, kafasında teyze biraz şey gibi yılda bir uğrayıp hediye getiren, efsanevi biri. Üvey peri masalı!
Tabii, iki gün beraber kalınca işin rengi değişti. Teyze, bizim oğlana hemen takıldı: Kapıyı çarpma, üstünü başını düzelt, sürekli telefonla oynama! Her adımına bir müdahale. Haliyle bizimkisi bir hüsran. Babaannesine koşup şikayet etti, Babaanne, bu teyzem çok kötü! Ne zaman gidiyor?
Babaanne ise Kötü değil yavrum, seni yetiştiriyor işte. Onun tarzı bu. Biraz dinlersin, büyüğüne saygı gösterirsin. deyip durumu toparlamaya çalıştı. Çocuk ise hâlâ ikna olmadı. Teyzesi yine laf dokundurunca bizimki dayanamadı: Sen burada patron değilsin! Buraya sadece babaanneyle dede karışır. Sen karışamazsın! deyip resti çekti.
Teyzesi hafifçe güldü. Sonra da uzun uzun ona burada yaşadığını, dolayısıyla her hakkı olduğunu anlatmaya girişti. O günden sonra bizim çocuk küçük bir özür diledi. Arada bir huzursuzluk olduysa da eski konular açılmadı. Sanırım, gerçeklerin tadı burada biraz değişti. Tatilden beklentisi Oh be, rahat rahat yayılırım!dı. Ama olmadı. Yine evdekiler gibi uyarılar, nasihatler Özgürlük? Maalesef; beklediği gibi çıkmadı.
Şimdi hâlâ bu olayı hatırlayıp gülüp geçiyoruz. Teyzeye ise alttan alta diyoruz ki, Sen de biraz daha eve gel, çocuk alışsın! Özlemişiz tabii, ama yine de ironik bir tebessümle anlatıyoruz…




