Kardeşim kariyerine fazlasıyla takıntılı, bütün hayatını işine adamış, diyor Nilgün, Kırk yaşında, bekar ve çocuğu yok. Şimdiden bir daire ve bir araba satın aldı. Benimle ya da anne babamızla pek görüşmüyor ama onlardan hâlâ bir şeyler bekliyor.
Nilgün ile kendisinden büyük ablası, çocukluğundan beri aralarındaki bariz karakter ve görüntü farkı nedeniyle mesafeli bir ilişkiye sahip. Nilgün sakin, aileye düşkün biri; erken yaşta evlenmiş, üç çocuk annesi ve vaktini daha çok ev işlerine ayırıyor. Ablası ise azimli ve hırslı; hedeflerine ulaşmak için hep çok çalışmış. Sık sık iş seyahatlerine çıkıyor, bu da özellikle anne babasının evindeki bayramlarda ailesiyle az görüşmesine sebep oluyor. Nilgün ise anne babasıyla güçlü bağlar kurmuş; onlar torunlarla ilgileniyor, çeşitli etkinliklerde çocukları yalnız bırakmıyor ve doğum günlerini, bayramları geniş üç odalı evlerinde kutluyorlar.
Şu anda Nilgün ve ailesi, tek odalı küçük bir evde yaşıyor. Bu sıkışık yaşamdan dolayı anne ve babası uzun uzun düşünüp ne yapacaklarını tartışmışlar. Sonunda, kızları Nilgüne evlerini takas etmeyi teklif etmeye karar vermişler. Tek odalı ev onların ihtiyacını karşılamıyor ve kendi başlarına evi genişletmeye ya da kredi almaya güçleri yetmiyor, çünkü sadece Nilgünün eşi çalışıyor. Bu nedenle evlerini takas ederek ve tapuyu hemen Nilgünün üzerine devrederek ona yardım etmeyi istemişler.
Fakat bu kararlarına ablanın gösterdiği tepkiyi hiç beklememişler. Ablası öfkeyle, Yani bütün daire Nilgünün mü oldu, peki ben ne olacağım? Ben de sizin kızınız değil miyim? diye sormuş. Annesi açıklamaya çalışmış: Canım, halimizi anlamaya çalış. Seni ihmal etmiyoruz. Her şeyi kendi başına başardın ve daha büyük bir şey istiyorsan, bunu da başaracağından eminiz. Nilgünün durumu daha acil, ailesi ve çocukları var; tek odalı ev yeterli değil. Annesinin açıklamalarına rağmen ablası kendisini ikinci plana atılmış hissediyor ve içine kapanıyor. Nilgün araya giriyor: Şımarık bir çocuk gibi davranıyor, sanki istediği şeker verilmemiş gibi. Annem haklı, daha çok ihtiyacımız var. Ablamın her şeyi var; yine bir Bali tatili mi istiyor? Ayrıca kendisi uzak durmayı seçti, haftalarca telefonlara bile cevap vermiyor. Bence bencillik yapıyor.
Şu soruyu sormak gerekiyor: Acaba kendisinden büyük abla, kardeşinin ihtiyaçlarını görmezden gelerek bencil mi davranıyor; yoksa bireysel özgürlüğü ve ev hakkı dikkate alınmayı mı hak ediyor?
Hayat bazen, ailedeki ihtiyaçlara göre adil bir karar vermeyi gerektirir. Her bireyin hakkı vardır ama öncelik ve ihtiyaçları gözetmek, bazen insana adil bir bakış kazandırır. Gerçek sevgi, birinin çıkarından çok ortak çözüm aramaktır; paylaşmanın, empati kurmanın ve anlayışın, kimi zaman en değerli miras olduğunu unutmamak gerekir.




