Bana nasıl bu noktaya geldiğimi, buna nasıl razı olduğumu soruyorsunuz, ama size şunu söyleyebilirim: seven kadınların hepsi gözdür. Ben de bir zamanlar gözdüm. Hayatım boyunca denedim, öğrendim. Annem bana çocukken hep şöyle derdi: İyi bir hayat istiyorsan çok çalışmalısın. Bir de kadın her koşulda güçlü ve bağımsız olmalı, başına bir iş gelirse kendi ayakları üzerinde durabilmeli.
Meğer annemin bu son öğüdü bana acımasızca oyun oynayacakmış. Erkeklerle tanıştığımda fazla bağımsız davrandım. Çoğu erkek böyle bir kadınla birlikte olmak istemiyordu. O zamanlar erkekler daha çok kendi gücünü gösterecek, koruyacak bir kadın isterdi. Ben ise hep kendimi korudum, kendime yettim.
Sonunda işime tamamen odaklandım. 35 yaşına kadar kimseyle ciddi bir ilişkim olmadı; ta ki Yasin ile karşılaşana dek. Yasin tam benim yaşımdaydı. Beni şaşırtan şey, bağımsızlığımı kabul etmesiydi. Bana hiçbir şey yapmam için zorlamadı, yardım etmeye çalışmadı, ben kendi işimi kendim hallederim deyince. Ne çiçek getirirdi, ne kulağıma anlamsız tatlı sözler fısıldardı; ki onları hiç sevemem. Onunla eşit bir ortak olduğumu sanıyordum. Oysa, bu eşitlik denilen şeyin benden ne götüreceğini önceden bilmeliydim.
Evlendik, benim evime taşındı. Yasinin kendi evi yoktu, annesiyle yaşıyordu. Ben de kayınvalidemle oturmak istemedim, çünkü bu gibi hikayeleri çok duymuştum ve hoşuma gitmiyordu. İlk ay, Yasin maaşından tek kuruş vermedi, annesinin ameliyatı için çektiği krediye ödeme yaptığını söyledi.
Bir şey demedim, anlayışlı davrandım. Sonuçta bir aileyiz; bırak borcunu ödesin, sonra beraber hallederiz her şeyi. Ancak yedi ay geçti, borç hâlâ kapanmadı. Sürekli maaşım yetmiyor, çalıştığım saatler azaltıldı gibi bahaneler sundu. O sürede evin tüm masraflarını, yemeği, eğlenceyi, faturaları hep ben ödedim. Sonra, tatil için, köyde bir ev almak üzere para biriktirdiğini söylemeye başladı.
Ama beş yıl boyunca bir kez bile hesap dökümü göstermedi bana. Oysa biz bir aileyiz! O gün tartıştık. Beş senedir ben onu geçindirmeye mecbur muyum? Bu normal mi? Bavullarını topladı, annesine gitti. Evet, öylece. Üç gün sonra dayanamadım, geri çağırdım. Dönünce her şey aynı eski haline döndü: Bana tek kuruş vermiyor, sanki yine evin bütün yükü bende. Artık inanılmaz derecede yoruldum. Kadınca lükslere para harcamayı isterim, ama kenara ayıracak param yok; her şeyimi aileme harcıyorum. Ne yapmalıyım? Boşanmalı mıyım? Hiç değişmeyecek mi?




