Bir arkadaşım, adı Bahadır, hep bir başkasının parasıyla konforlu bir hayat yaşamanın hayalini kurar dururdu. Tüm çabasını zengin bir ailenin kızını etkilemeye harcadı. Onu sevmediği çok belliydi ve bu işten iyi bir sonuç çıkmayacağı ortadaydı. Fakat Bahadır emindi; zengin bir eş, onun anahtarıydı rahat ve tasasız bir hayata. Buna belki inanabilirdim, ama kızcağızın parayı yönetme konusunda pek bir becerisi yoktu. Meğer ailesi, şehirde üç beş büyük marketi olan annesinden dolayı zenginmiş.
Arkadaşımla konuşmaya çalıştım:
Sence, öyle miskin miskin yatan birini destekleyeceklerini mi sanıyorsun? İnsanın kendi ayakları üzerinde durması, bir işi olması lazım, dedim.
Hadi ya, biricik karım bana tamamen güveniyor! Üstelik bir bebek bekliyoruz, daha ne olsun, diyerek sevincini paylaştı Bahadır.
Ne diyeyim, kendisini anlamam pek mümkün değildi. Sevgilisine böyle yapmak hiç doğru değildi bence. Bir adamın kendi emeğiyle ailesini geçindirmesi gerekirdi.
Aradan biraz zaman geçti, ne yaptığını, nasıl olduğunu merak edip sordum. Meğerse hem kendisiyle beraber eşi de işsizmiş; evde pinekleyip duruyorlarmış. Günleri ya bilgisayarda oyun oynayarak ya televizyon karşısında uzanarak ya da uyuyarak geçiyormuş. Akşam yemeğinde masada, elini bile oynatmadan kayınvalidesinin yaptığı leziz yemekleri götürmek de cabası. Doğrusu, Bahadırın hayalini gerçekleştirmiş olmasına bir an kıskanmadım desem yalan olur.
Kayınvalidem zengin, biz ömür boyu çalışmasak da olur! diye havalı havalı anlatıyordu Bahadır, keyfi yerinde.
Hikâye burada sona erecek sandınız, değil mi? Keşke… Ama ne mümkün! Annelerinin iş yeri birden beklenmedik şekilde sıkıntıya girdi, gelirleri resmen yarıya indi. Durum böyle olunca, kayınvalide hanım, kızıyla damadını kendi marketlerinden birine işe alıverdi.
Bahadırla konuşmayalı bir ay olmuştu, telefonum çaldı. Sesi endişeliydi, “Bana iki hafta için beş bin lira borç verir misin?” diye rica etti.
“İş arıyorum, görüşmeye çağırdılar, avans alır almaz parayı geri veririm. Şu an tam anlamıyla beş parasız kaldık” dedi üzgün bir şekilde.
İşte böyle bitti Bahadırın tasasız hayatı. O günden sonra hem o, hem de eşi iş güç sahibi oldular. Borcumu da geri verdi. İşte zengin aile imiş, rahat yaşamakmış, hepsi bu kadarmış. Başkasına bel bağlamakla olmuyor, insan kendi ayakları üzerinde durmalı. Ancak o zaman hem huzurlu hem mutlu olabilirsin!




