Ailem küçük kardeşimi kayırıp ona hediyeler verirken, ben ihmal edildim; annemin bu duruma getirdiği gerekçeyi kabullenmem yıllarımı aldı.

Ben ve eşim, kendi emeğimizle hayatta başarı sağladık; oysa küçük kardeşlerimiz, anne babamızdan cömert destekler gördüler. Hiçbir zaman bir şey talep ettiğimizi düşünmedik, ama aynı zamanda anne babamızın, küçük kardeşlerimizi maddi olarak destekleme zorunluluğu olmadığını düşünüyoruz. Yine de, neden bu kadar farklı davranıldığını anlamakta zorlanıyoruz. Hâlâ dün gibi aklımda: Babam, yepyeni arabasını kardeşime verdi, eskisini ise kendi kullandı. Sonrasında, kardeşim evlendikten hemen sonra, dedemizden kalan o lüks daireye yerleştiğini öğrendim. Aramızda tam on yaş var; ama düğüne kadar, anne ve babam bizi yabancı gibi görüyordu. Sonra, kardeşim müjdeyi verince, tek bir soru sormadan anahtarları ona teslim ettiler.

Dayanamadım, anneme bu ayrıcalığı neden sadece kardeşime sağladıklarını, neden bana ve eşime aynı yolu açmadıklarını sordum. Cevabı yüreğimi burktu: Hiç yardım istedin mi ki? Evinizin halini bilmiyor muydun? Arabasız kaldığın zaman kime söyledin? O an, ben ve eşimin, hayatımızı beraberce kurmak için nasıl mücadele ettiğimiz, nasıl yalnız kaldığımız anılar bir bir gözümde canlandı. İlk çocuğumuz doğduğunda, neredeyse bomboş bir eve taşındık ve zor da olsa, arkadaşlarımızın desteğiyle eşyalarımızı tamamladık. Durum öyle kötüydü ki; çocuğumuz hastalandığında eve doktor çağırmaya korkuyorduk, ya doktor eve rapor verirse diye içimizde bir endişe vardı.

Eşimin ablası ise, resmen ailenin göz bebeğiydi. Kayınvalidemle kayınpederim, kızlarına özel alan açabilmek için, istemeseler de köye taşındılar; sırf kızı dairede rahat yaşasın diye. Köyden şehre her gün gidip gelmek zorunda kaldılar. Ama eşimin ablası yine vazgeçmedi, market alışverişinden yemeğine kadar her konuda ailesine güvendi. Haftada bir, annesi ve babası şehre gelir, tüm kap-kacaklarını yemekle doldurur, öyle köye dönerlerdi.

Bir gün, içimde birikenlere artık dayanamayarak tekrar anneme sordum: Neden kardeşime her imkânı açtınız, ama bana asla el uzatmadınız? diye. Onun cevabı, yine kalbimi dağladı; Hiç gelip istemedin ki… Sıkıntılarını biliyordum ama bir kere söylemedin dedi. Bu sözler içime işledi ve hâlâ o kırılmışlığın, o eşitsizliğin izlerini silemedim eşim de silemedi.

Sonuçta, aile içinde yaşadığımız bu adaletsizlik, kardeşimi hep kollayan, bana ise uzak kalan anne babamın tavrı; içimde derin bir yara ve öfke birikmesine neden oldu. Biz ve küçük kardeşlerimiz, neden böylesine farklı muamele gördük, neden eşit koşullarda büyümedik bu sorular hâlâ yüreğimde bir sızı Ve o adaletsizliğin yüküyle, geçmişe her bakışımda gözlerimde aynı hüzün parlıyor.

Rate article
Lifequest
Ailem küçük kardeşimi kayırıp ona hediyeler verirken, ben ihmal edildim; annemin bu duruma getirdiği gerekçeyi kabullenmem yıllarımı aldı.