Milyoner, üç ay süren yokluğunun ardından evine nihayet dönerken kızını görünce gözyaşlarına boğuluyor.
Dönüş uçağı, sanki hiç bitmeyecekmiş gibiydi; ama Metinin heyecanı ve endişesi ona göz açtırmıyor. Tam doksan gün Anlaşmalar, yoğun toplantılar, servetine servet kattı evet, ama biricik şeyden çaldı: Kızıyla geçirdiği zamanı.
Aklında asla iş yok, gazetelerin onun başarısından söz etmesi de umrunda değil. Hep Nazı düşünüyor. Zihninde, Nazın mermer girişte kahkahalar atarak ona koştuğu anı canlandırıp duruyor. Havalimanında ona kocaman bir peluş ayı alıyor; sırf o küçücük yüzünün ışıldadığını görebilmek için.
Metin Bey, geldik efendim, diyor şoförü.
Demir kapılar açılıyor. Evin içinde tuhaf bir sessizlik var. Ne oyuncaklar, ne neşe. Naz ortalarda yok.
İçeride hava buz gibi. Aile fotoğrafı duvardan gitmiş. Yerinde kocaman bir Elif tablosu asılı.
Songül? diye çağırıyor Metin.
Yorgun gözlerle yardımcı çıkageliyor. Naz bahçede, beyim.
Metinin kalbi hızla atmaya başlıyor. Cam kapıya koşuyor, bir anda dışarı çıkıyor ve dünyası başına yıkılıyor.
Öğle güneşinin altında, bahçede minik Naz zorlanarak kocaman siyah bir çöp torbası sürüklüyor. Kolları titriyor, elbiseleri perişan.
Biraz ötede Elif, soğuk kahvesini umursamazca içiyor.
Naz!
Küçük kız dizlerinin üstüne düşüyor. Gözleri korku dolu babasını görünce. Baba affet bitiriyordum kızma ne olur
Metin kızı sımsıkı kucaklıyor, yüreği paramparça. Sana ne yapmışlar yavrum
Nazın cevabı, babasının dünyasını altüst ediyor. Metin, şoke olmuş bir halde öylece kalakalıyor.
Naz, babasının gömleğine sıkıca sarılıyor, sanki bir daha gitmesinden korkarcasına. Hırıltılı sesi titriyor.
Elif abla dedi ki yardımcı olmalıyım, şımarık çocuklar bu evde yaşamayı hak etmiyor. İyi çalışırsam, belki sen benimle gurur duyarsın
Metin nefes alamıyor bir an.
Çalışmak mı? Bir çocuk babasının sevgisini hak etmek zorunda mı sence?
Naz başını eğiyor.
O ayrıca Baban senin yüzünden gelmiyor, dedi. Yük oluyormuşum. O yüzden faydalı olayım istedim Belki dönersin diye
Nazın bu sözleri, Metine hiç yaşamadığı bir kayıp hissettiriyor. Küçük kızı sanki yeniden bebeğiymiş gibi kucağına alıyor.
Sen benim her şeyimsin, Naz. Hiçbir şey, işitiyor musun? Hiçbir şey senden önemli değil.
Metinin gözyaşları dinmiyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Eve girerken çelik gibi bir ifadeye bürünüyor. Elif, Metinin gözlerindeki sessiz öfkeyle neye uğradığını şaşırıyor.
Eşyalarını topla. Şimdi.
Sesi buz gibi ve kararlı.
Songüle dönüp ekliyor: Bir daha bu evin kapısından giremez!
O akşam Metin tüm seyahatlerini iptal ediyor. Nazın yatağına oturup, gerçek zenginliğin banka hesaplarında değil, kollarında olduğunu sonunda anlıyorNaz, küçük elleriyle babasının avucunu sıkıca kavrarken, gözlerinde ilk kez umudun kıvılcımı yanıyor. Metin, kızına sarılıp bahçenin çiçek kokulu köşesine oturuyor. Derin bir nefes alıp sarsılan sesiyle fısıldıyor:
Bu eve artık asla yalnızlık, korku girmeyecek. Sana, birlikte olduğumuz her anı geri vereceğim.
Naz başını babasının göğsüne yaslıyor, titreyen sesiyle soruyor:
Birlikte ne yapalım?
Metin, güneşte parlayan pamuk saçları okşayarak gülümsüyor:
İlk önce Kocaman bir çadır kuracağız buraya, anlatacak çok masalım var. Sonra Nazı yeniden gülümsetecek kocaman bir hayat kuracağız.
Naz, gecikmiş neşesiyle usulca gülüyor, yüzünde ilk kez huzur.
O akşam, evden eksilen fotoğrafların yerine Metin eline kalemi alıp renkli resimler çiziyor; Nazla kucak kucağa, sonsuz bir yaz bahçesinde.
Çünkü bazı yaralar, ancak sımsıcak sarılışlarla iyileşir.
Ve o evde yeniden hayatın, sevginin ve kahkahanın sesi yankılanıyor.



