Centilmen iş adamı, beni maddiyata düşkünlüğüm açısından sınamak için restorana cüzdansız geldi. Ben ise soğukkanlılığımı korudum… Bakın, neler yaptım…

İş adamı olan Florya, beni ikinci buluşmamız için İstanbul’un tam kalbinde, Boğazı gören, gösterişli mi gösterişli bir restorana davet etmişti. Burası ise tıpkı rüyalarımda gördüğüm gizemli bir saray gibiydi: hafif bir loşluk, yumuşak bir müzik, usulca kayıp giden garsonlar Florya ise sanki bu sahnenin başrol oyuncusu, tertemiz ütülü gömleği, havalı takımı, abartılı derecede pahalı görünen saatinin yanında kendinden emin o küçümseyen gülümsemesiyle oradaydı.

Ne istersen sipariş et, dedi elini menüye bile uzatmadan. Kadınların kendini kısıtlamasına hiç dayanamam.

Bu cümle tam bir Türk geleneğiyle, cömert bir beyin masalından fırlamış gibiydi, ama içimde ince bir huzursuzluk başladı. Belki de gözlerindeki o ince hesap buhranından, ya da eskiden hoşlandığı kadınları sanki hepsi ona sadece “cüzdan gözüyle bakmış” gibi anlatmasından kaynaklandı.

Ben kendime kekikli kuzu salatası ve bir kadeh narince söyledim. Florya ise tam bir sofra kurdu: bonfile, çiğ köfte, pahalı bir şişe Şiraz. Ticaret dünyasından, dostlarının vefasızlığından, gerçek dostlukların nasıl azaldığından bahsetti. Ben de dinliyor, arada başımı sallıyordumama sanki sınavdaydım ve birazdan bana kurnazca bir soru sorulacaktı.

Tek Kişilik Gösteri

Garson siyah bir deri kaplı hesap dosyasını masaya bıraktığında, Florya derin düşüncelerinden ödün vermeksizin, ağır ağır ceketinin iç cebini yokladı, sonra diğer cebini, en sonunda pantolon ceplerinde ellerini gezdirdi. Yüzü birden değişiverdi, öz güvenin yerini sahte bir şaşkınlık aldı.

Vay canına dedi gözlerimin içine baka baka. Cüzdanımı ya ofiste, ya da diğer arabamda unuttum sanırım.

Kollarını iki yana açtı, aciz bir tavırla, ama gerçek bir tedirginlik yoktu bakışlarında. Ne garsondan zaman istemek, ne telefonu çıkarıp bir havale yapmak Sadece suskun bir beklentiyle bana bakıyordu.

Ne kadar saçma bir durum, diyerek koltuğuna yaslandı. Belki bana yardım edersin? Bugün ödersin, ben de sana havale yaparım. Ya da, bak bir dahaki sefere sana yüzdeyle geri öderim!

O anda bu bir unutkanlık değil, önceden planlanmış bir testin ortasında olduğumu fark ettim. Kendi anlattığı hikâyelerle birebir aynıydı bu, forumlarda okumuş, saçma dizilerde görmüştüm fakat şahsen başıma geleceğini hiç düşünmemiştim. Hele ki olgun, başarılı görünümlü bir adamdan böyle bir numara

Belli ki onun için kural netti: Kadın iki kişi için sorunsuzca öderse iyi, yardımsever, çekip çeviren biri olur; eğer ret ederse çıkarcı, paracı. O an karşımda bir iş insanı değil, özgüven eksikliğinden manipülasyona sığınan biri oturuyordu.

Zaferinin cebinde olduğuna emindi; böylesine gözde bir damat adayını kaçırmamak için kartımı hemen çıkaracağıma inancı tamdı.

Soğukkanlı Hesap

Çantamı yavaşça açtım, gayet sakin. Floryanın omuzları gevşedi, planının işe yaradığını sandı.

Tabii, hiç sorun değil, dedim gülümseyerek ve garsona seslendim.

Hesabı lütfen ikiye bölün, dedim net bir sesle. Ben sadece kendi yediklerimi ödeyeceğim. Bonfile, şarap ve tatlıyı ise beyefendi ödesin.

Floryanın gülüşü bir anda yok oldu.

Ne demek bu şimdi? diye kısık sesle sordu, bana eğilerek. Yanımda cüzdan yok diyorum.

Anladım, dedim telefonumu pos makinesine uzatırken. Ama daha yeni tanıştık. Herkesin kendi yemeğini ödemesi çok normal. Hem beni lüks bir yere davet edip en pahalıları sipariş eden adamın yemeğini ödemek, kusura bakma ama bana ait bir sorumluluk olamaz. Sen yetişkin birisin; eminim bir çözüm bulursun.

Garson gözleriyle bana, sonra ona bakarak dondu kaldı. Floryanın yüzü kızardı, çekiciliği bir maske gibi kat kat dökülmeye başladı.

Ciddi misin? dedi hışımla, Biraz para için mi böyle yapıyorsun? Ben dedim ya geri ödeyeceğim, seni sadece test etmek istedim!

Evet, testini tamamladın, diyerek sandalyemden kalktım. Ben de, üzerinde oyun oynanmasına izin vermeyen biriyim.

Çıkarken henüz sona ermediğini hissettim. Hesapsızca öyle oturuyordu, kızgın ve kafası karışık, cüzdansız, çaresizce.

Masaya geri döndüm, cüzdanımdan buruşuk bir miktar kâğıt para ve çantamın dibinde kalan bozukları çıkardım.

Bu arada, dedim, Cüzdan arabada kaldıysa taksiye de paran yoktur herhalde?

Paraları, şarap kadehinin yanına bıraktım.

Bu, sana metrobüs parası. Üzülme, eve ulaşırsın. Kadın ruhunu anlama araştırmalarına katkım olsun.

Yan masalardan birkaç kişi dönüp baktı. Florya, sanki tokat yemiş gibi şaşkına döndü.

Sokağa çıktım. O gece bana yalnızca bir salata ve kadeh şarap fiyatına (iki yüz elli lira civarı) mal olduböylesiyle yıllarımı kaybetmekten çok daha iyi bir ticaretti. Umarım dersini almıştır, ama genelde bu tip insanlar hiç değişmez.

Siz olsaydınız, unutkan bir beyefendiyi kurtarır mıydınız, yoksa benim gibi net ama adil bir duruşu mu seçerdiniz?

Rate article
Lifequest
Centilmen iş adamı, beni maddiyata düşkünlüğüm açısından sınamak için restorana cüzdansız geldi. Ben ise soğukkanlılığımı korudum… Bakın, neler yaptım…