Büyük Aldanış

Büyük Boşanma
Tam dört koca yıl sürmüştü Akarsu çiftinin evliliği. Ne kadar uğraştılarsa da, ebedi aşk oyununu oynamak, aile saadetinin verimli toprağına kök salmak mümkün olmamıştı. Ufukta boşanma görünüyordu.

Yani, öyle kolayca ayrılıp hepsi bitecek mi? diye sordu Derya Akarsunun yakın arkadaşı, Derya onu stresini bastırmak için İtalyan tarzı yuvarlak sandviçlerle buluşmaya davet ettiğinde.

Evet. Elimizde başka ne var ki? Oturup konuştuk. İkimiz için de bu daha iyi olacak…

Boşanmanın kendisinden değil de, o anın kendisinden bahsediyorum. İnsan bir noktayı koymalı hayatında, öyle değil mi?

Son zamanlarda zaten çok gerginim, üzerine fazla gelme, diye söylendi Derya, üzüntüsünü ananaslı pizzayla, sonra deniz ürünlü pizzayla bastırmaya çalışırken.

Aman canım sana değil, boşanman için diyorum! Sonuçta düğününüze öyle bir para harcadınız ki, ben hâlâ pastanızın diliminin kredisini ödüyorum. Madem öyle, niye büyük bir boşanma yapmayasınız? Restoran, konvoy, davul-zurna, kutlama, köprü yakma gecesi falan… Tadından yenmez!

Böyle bir şey yapılır mı ki?

Aslında yapılmalı!

Hangi parayla? Mal mülk böleceğiz, yastık kılıfı ve nevresimi bile ortadan ayırmamız gerekecek.

Benim bir tanıdığım var, organizasyonu bir çuval patatese bile yapar. Kalanını da hediyelerle telafi edersin. Neyse, gel bakalım kına gecesi gibi bir veda yapalım. Hem evine uygun hem de özel bir ortamda, aile hayatına sonsuza dek veda etmelisin.

Yani, klasik: Kızlarla buluşalım deriz, sonunda kimse gelmez; çünkü hepsinin kocası çoluğu çocuğu var?

En mükemmel hali bu bence!

Ertesi gün Derya ve arkadaşı, organizasyon işini yapan Tuğçe adlı kadının ofisine gittiler. Tuğçe, nedense alışveriş merkezindeki bir krep kafede kasada onları karşıladı; bir eliyle de sipariş alıyordu.

Yardımcı olur musun? dedi arkadaşı, meseleyi anlatarak.

Tabii! Gözümde canlandı bile, dedi Tuğçe, gözlerini devirdi ve hayal etmeye başladı: Boşanacak kadın siyah yas elbisesiyle çıkar, “Bir daha asla ve asla” diye yemin eder. Koca, nihayet rahatça giyebileceği bol pijamalarıyla, Artık yeter der. Hep beraber kuyumcuya gidip yüzükleri satarız. Misafirler de “Tatlı mı hayat, acı mı hayat?” tezahüratlarıyla eşlik eder. Neyse, detaylarına sonra bakarız, dedi Tuğçe ve ardından yüksek sesle, kulakları çınlatacak şekilde: Altmış dördüncü sipariş hazır!

Deryanın kocası Kemal ise, işin bu kadar eğlenceli haline şaşırtıcı biçimde sıcak baktı. Fakat aileler bu işe bir türlü ısınamadı.

Bunlar hep yeni nesil işler! Bizim zamanımızda sessizce boşanılırdı, sonra ömrün sonuna kadar birbirinden nefret edilirdi, diye homurdandı her iki aile de. Boşanma işine para vermeyiz, haberiniz olsun.

Bir hafta sonra her şey hazırdı. Tuğçenin senaryosuna göre kutlama, damadın -yani Kemalin- evden çıkması için bazı geleneksel sınavlardan geçmesiyle başlıyordu: Yarışmalar, şarkılar; biri ipucu verir, diğeri bedelini öder, uzun lafın kısası yeter ki oğlan hemen gitsin ve oyalanmasın. Kat on iki olunca asansör izni çıktı. Eşyalarıyla birlikte yaveri de asansöre tıkıştırıldı.

Tuğçenin kuzeni Emniyet Amiri vasıtasıyla, etkinliğe adli fotoğrafçı da davet edilmişti; böylece tüm detaylar titizlikle kaydedildi. Bu boşanmanın ardından dokuz kişi, “gözlem altına” alındı.

Şimdi nikâh dairesine! diye bağırdı Tuğçe, herkes asansörde buluştuğunda.

Yeni geleneğe göre, Akarsular birlikte otomobile bindi; ayrıldıktan sonra farklı yönlerde hayatlarına devam edeceklerdi. Diğer kutlama misafirlerine İstanbulkartlar, bozuk paralar ve fotoğrafçının arabası verildi; yolda da parmak izi alma gibi küçük eğlenceler yapıldı. Herkes, nikâh dairesine giderken Mazhar Fuat Özkandan Sarı Laleleri söylüyordu.

Evlenme cüzdanlarına ayrılık mührü basılıp, hayata dair yepyeni bir sayfa açıldıktan sonra, kalabalık dışarı çıktı. Tuğçe dev bir kafes getirdi, “haydi iki güvercin tutalım, salalım” teklifini yaptı. Milleti sevinç içinde, genç boşanmışlarla beraber şarkı söyleyip, dans etti. Erkekler eski damadı gönülden tebrik etti, ona uzun ayrı ömürler diledi. Eşleri ise hemen orada tartışmaya girip, daha sonra faturadan yapılmış bir demet “çicek” kapmaya çalıştı.

Şu eğlenceye bak, demek ki uzun zamandır bekliyorlarmış, dedi başka bir düğün davetlisi uzaktan.

Yok, boşanıyorlar aslında, dediler ona.

Bütün bu cümbüşü gören diğer çiftler, nikâhlarını ertelemeye karar verdiler.

Köprüye asılı kilit kesildi. Yüzükler de planlandığı üzere kuyumcuda bozduruldu, böylece kutlamanın masraflarının bir kısmı ödendi. Kutlama alayı restorana doğru yol aldı. Tuğçenin eskiden dostu olduğu için, kiralanmış bir fasıl grubu, menüde mercimek çorbası, kuru fasulye, pilav ve tabii sınırsız krep ile onları bekliyordu. Etkinliğin sponsoru Tuğçenin kasiyer olarak çalıştığı “Krepçi Dükkan No: 8″di. Bu sebeple yaş pasta da krep katmanlıydı.

Bu biraz cenaze gibi, dedi Derya, ortamı izlerken üzgün bir şekilde.

E canım, bugün aile huzurunu son yolculuğuna uğurluyoruz, dedi kasiyer-düğün yöneticisi ve son kez dans etmeleri için yeni boşanmış çifti piste davet etti.

Şopen çalmaya başladı.

Bakınca, aslında güzel oldu, dedi Derya, Kemalle dönerken.

Doğru diyorsun, diye başını salladı. İlk kez ailelerimizin bu kadar iyi anlaştığını görüyorum.

Derya, pistte dönerken babasının ve eski kayınpederinin can ciğer oldular, omuz omuza şarkı söylerken göz yaşlarını birbirine saklamaya çalıştığını gördü. Oysa ki ömür boyu didişmişlerdi.

Hediyelerle dolu bir masa vardı. Tek kişilik nevresim takımları, konser biletleri, dambıl, tabak-çanak, yoga seansları, spor salonu üyeliği, dans kursu hediye kartları… Kutlamanın sonunda, ayrılanlara İstanbulun farklı köşelerindeki otellere anahtarlar, Krepçi Dükkan No: 8 indirim kuponları ve Emniyet Müdürlüğü Araç Servisiyle iki yolculukluk sertifika verildi.

Son olarak havai fişekler atıldı, yaş pastadan dilim dilim satıldı, memnuniyetle insanlar evlerine döndüler kimi kocasına, kimi karısına, kimi çocuklarına… Derya ve Kemal ise herkes kendi yoluna gitti.

Üç hafta sonra albüm hazırdı. Kemal, tırnak makasını almak için Deryanın evine uğradı.

Çok güzel çıkmışız, dedi Derya, Kemalle siyah-beyaz boşanma fotoğraflarına bakarken; mutlu yüzler, ilginç pozlar.

Gerçekten, dedi Kemal ve ekledi: Soyadını değiştirecek misin?

Yok, alıştım ben ona artık. Hem Avuç da çok çekici bir soyadı sayılmaz.

Doğru! gülümsedi Kemal. Ben gideyim artık?

Git tabii… Ama bir dakika!

Kemal, gözleriyle Deryaya sordu.

Bugün krepe gitmek ister misin? Kuponlar bugün son, yazık olacak…

Yazık gerçekten, dedi Kemal. Biliyor musun, krep hep yeni başlangıçların simgesidir derler. Belki de bu bizim şansımız. Bu bir randevu mu oluyor şimdi?

Sence… bir an duraksadı Derya, sence bu kadar büyük bir boşanmadan sonra hata olur mu? Duydum ki, bizim boşanma haberimiz televizyona bile çıkmış…

Kim bilebilir ki? Bizi kim yargılayacak? Artık özgür insanlarız, istersek istediğimizle görüşürüz. Bu arada, şahitlerle şahit hanım da haftaya boşanıyor. Çağırdılar. Birlikte gider miyiz?

Düşünürüm, gülümsedi Derya, Zaten onlardan gelen yeni bir nevresim takımım var, hediye olarak iyi olur.

Rate article
Lifequest
Büyük Aldanış