İvan patates kızarttı, küçük bir turşu kavanozu açtı. Bugün, eşi Eleni’nin aramızdan ayrılışının birinci yılıydı. Ansızın kapı çaldı.

İsmail bugün akşam için patates kızartıyor, yanında da turşu açıyor. Bugün tam bir yıl oldu ki, sevgili eşi Melikeyi kaybetti. Aniden kapı çalınıyor. İsmail kapıyı açınca karşısında üst komşusu Zühre Hanımı görünce tebessüm ediyor, onu içeri davet ediyor. Birlikte sessizce oturup Melikeyi anıyorlar. O sırada İsmail cebinden bir zarf çıkarıyor.

Zühre, bu zarfı bana Melike vermişti, gitmeden önce, diyor İsmail ve zarfı ona uzatıyor.
Ama bu sana ait değil miydi? diye şaşırıyor Zühre.
Oku, her şeyi anlayacaksın, diyor İsmail usulca.

Zühre zarfı açıp okuduğunda şaşkınlıktan yerinde kalakalıyor.

Zühre Hanımın damadı söz vermişti; cumartesi sabahı gelmeye. Yazlık sezonu bitti, suyu da kestiler, Ekimin sonu geldi artık, eve dönme vakti.
Zühre Ablacım, evde misiniz? diye yazlığın yan komşusu İsmail Bey kapıyı çalıyor.
Gel İsmail, buradayım, son hazırlıklar, damat iki güne gelir beni almaya. Yine kızar herhalde, çantalar fazla diye. Ama ne yapabilirim, zaten çoğu şeyim yok, hep mahsul çoğaldı bu yıl. Elma kuruttum, sene bereketli geçti. Salatalık turşusu, domates konservesi, reçel hepsini başkası için mi bırakacağım? Her şey çocuklar, torunlar için, bana zaten fazlası gerekmiyor.
Aynen öyle Zühre, ben de yakında döneceğim. Bir süre daha burada kalacağım yalnız. Sonbahar çok güzel. Melike de sonbaharı çok severdi… Neyse, neden geldim sana hüznümü anlatmaya. Hatırlıyor musun, yıllar önce sezonu topluca kapatırdık? Rahmetli eşin Cengiz de hayattaydı o zamanlar, biz gençtik, çocuklar küçüktü. Her yer pırıl pırıldı, ağaçlar yeni dikilmişti, hiç büyümeyecek gibiydi. Bugün Melikenin aramızdan ayrılışının yılı, bir anmak istiyorum, derken elinde bir zarfı çeviriyordu İsmail Bey tek başıma istemiyorum, iki kişi hafifler yük. Patates kızarttım, gelsene, Melikeyi anarız. Hem konuşmamız gereken bir mevzu var sende, gelir misin?
Tabii ki İsmail, şu turşudan da al, yarım saat sonra gelirim, son işlerimi bitireyim.
Yıllardır ailecek dosttular. Evleri birlikte yaptılar, bahçeyi birlikte ektik, birbirimize omuz olduk. Yaz doğum günleri beraber geçti. Yaz, minik bir hayat gibi. Her yıl yine birlikte yaşanırdı bu minik hayat. Şimdi ise yazın torunları Zühre Hanıma getiriyor, yalnızlığa vakti kalmıyor. Cengizi yedi sene önce kaybetti. Ama İsmail ve Melike, yine de komşuluk dostluklarını sürdürüyorlardı. Ta ki geçen sonbahara kadar… Melike fazla kilolarını verdiğine sevinip duruyordu, sonra hastalık geldi, yaz ne tuhaf geçti. İsmail bir türlü dikiş tutturamadı, Melikesiz bahçeye bakım boşuna gibi. Hep bir şeylerle oyalanmaya çalıştı, sinirle bir yerleri tamir etti olmadı, uğraştı, olmadı… Zühre Hanımın torunları ise ya kampta, ya yazın aileleriyle denizdeydi. O da yetiştirdiği ürünleri kimin için hazırladığını bilmiyordu. Eker, sular, çapalar yine de efkarlanmamaya çalışır.
Zühre, içini çekerek giyiniyor, komşusuna gidecek çünkü söz verdi.
İsmail bekliyor Zühreyi. Masada patates kızartma, taze domates, açılmış ev turşuları…
Gel, otur Zührecim. Yarın çocuklarım da bana geliyor, ama bu akşam Melikeyi beraber analım. Bak, eski fotoğrafları buldum. Şu, Cengizle sen vişne dikiyorsunuz. Bu, ormandan mantarla dönmüşüz, sepetler dolu, ne güzel. Şurada ise mangalda, Melike ateşe bakıyor… Hadi çayımızı da koyalım, Melike ve Cengiz için bir lokma alalım, İsmail bir an susuyor. Turşular yenirken cebinden zarfını çıkarıyor:
Şaşırma, önce dinle… Melike geçen yıl, o hastalığını öğrenmeden önce, bana bu zarfı verdi. Bir vasiyet gibi… Yazlığımızdayken, birlikte İstanbula döndük. Hepimizi düşündü, hayatı konuştu, neşelendi. Bir gün dedi ki,
Söz ver İsmail, senden isteyeceğim bir şeyi yapacaksın. Bu sadece bir rica değil, benim son dileğim. Karşı çıkma, anlıyorsun zaten.
Sonra bu zarfı verdi elime. Atmazsın biliyorum, bak, burada, dedi. Al oku ve İsmail zarfı Zühreye uzattı.
Ama bu sana…
Oku, sonra anlarsın.
Zühre, Melikenin el yazısıyla yazdığı mektubu yavaşça okudu:
Sevgili İsmailim, ne yapalım, önce ben gidiyorum. Ama hayat devam ediyor, bizim yerimize de yaşamaya devam et! Sana mutluluğu vasiyet ediyorum. Bu demek değil ki, beni unutmanı istiyorum. Sadece, bitip gitsin istemiyorum, yukarıdan görüp hüzünlenmek istemem. Lütfen mutlu olmaktan çekinme, hayatı ikimiz de çok severdik. Yalnız kalmanı istemem. Belki yolun bir gün birisiyle daha kesişir, bilesin ki gönlüm rahat, hatta isterim. Özellikle de, isterim ki yanındaki Zühre Hanım olsun. Her zaman kalbinin ona sıcak baktığını düşünürdüm. Çok iyi insandır, seni anlar. Birlikte yaşamanızı isterim, bizim için en doğrusu olur Biz pes etmedik hiç. Lütfen, başına ne gelirse gelsin, yaşa İsmail. Meliken.
Zühre mektubu bir kere okudu, sonra bir daha okudu, sonra başını kaldırıp İsmaile baktı.
Melikenin dediği gibi olacak, sana söz verdim. Kararı tabii ki sen vereceksin, ben isteyeceğim, dedi İsmail heyecanla, Zühre, beraber denemek ister misin? Aramızda koca bir dostluk var, kimseye haksızlık etmiş olmayız. Hayat her şeye rağmen yaşanmalı. Benimle evlen Zühre, pişman olmayacaksın, söz veriyorum.
Zühre şaşkın, hemen karar veremiyor, birkaç dakika susunca gözleriyle İsmaile bakıyor, orada bir samimiyet görüyor:
İsmail, düşünmeden olmaz. Damada diyeyim, çıkamadım bu hafta, bir hafta daha kalacağım derim…
İki komşu kararlarını verdiler, İsmail Zühreyi evine bırakıyor.
Zühre o gece uyuyamıyor. Bütün hayatını tekrar gözünün önünden geçiriyor. Sabah rüyasında rahmetli eşi Cengizi görüyor. Cengiz gülüyor: Daha ne düşüneceksin, iki kişi yaşamak daha kolay. İsmaille yaşa, ben de sana razıyım. Hatta çok memnun olurum, yalnız olmayacağını biliyorum.
Ertesi yaz, Zühre ve İsmail bahçe aralarındaki çiti kaldırıyorlar. Artık iki kat torun var, hepsi bahçede koşturuyor. İsmail torunlarına tahterevalli yapıyor, bahçeyi birlikte ekiyorlar. Herkese yetecek kadar mahsul var artık. Zührenin torunları da ona yardım ediyor, kendi bahçelerini ekiyorlar. Büyük çocuklar haftasonu onları ziyarete geliyor, ebeveynlerinin yalnız olmadığını görüp mutlu oluyorlar.
Belki başkaları yadırgayabilir. Ama Melike ile Cengiz gökyüzünden gülümsüyorlar. Vasiyet mutluluktu, yerine getirildi. Hayat ise, her şeye rağmen devam ediyor.

Rate article
Lifequest
İvan patates kızarttı, küçük bir turşu kavanozu açtı. Bugün, eşi Eleni’nin aramızdan ayrılışının birinci yılıydı. Ansızın kapı çaldı.