Soğuktan tir tir titreyen, yüzü pek hoş olmayan minicik bir kedi yavrusu, kasabanın bakkalının önünde ortaya çıkıp yardım istemeye başladı.
Şöyle anlatayım sana; küçücük, kimselerin dikkatini çekmeyen bir yavru, sanki kendi kendine gelmiş gibi ya da birisi bırakmış gibi marketin kapısında belirdi. Minicik, tüylü, dişi bir kedi; ayaklarını içeri doğru çekip, soğuktan ve nemden zangır zangır titriyordu. Arada ağlayan bir “miyavvv” sesiyle yardım istiyordu ama gelen geçen hiç kimsenin pek umurunda bile olmadı: Çünkü yüzü kabuk bağlamıştı, gözleri küçücük kalmış, boynundaki ve kulaklarındaki tüyler de bayağı bir dökülmüş. Nasıl geldiğini bilmiyoruz ama gerçekten içler acısıydı halini görünce.
Bakkaldakiler zavallı kediciği zaman zaman içeri alıp ısıtmışlar, parazit ilacını da damlatmışlar ama ne yazık ki o kadar fayda etmemiş. O minik kedi, sanki saat gibi, her gün yine marketin önüne geliyor, ısrarla kucak istiyor, ilgi bekliyordu.
Havalar iyiden iyiye soğumaya başlamıştı. Bizim küçük yavru daha -5 derecede bile titriyordu. Yani -15, -20 derecelik kış soğuğunu kesinlikle atlatamazdı. Bakkal, yazın yine bu markete bırakılmış bir kediyi sahiplendiğimizi hatırlayınca hemen bizi aradı, “belki siz bir şey yaparsınız” dedi.
Biz de hemen atladık arabaya ve markete gittik. Sen görmeliydin; yavrucak resmen ayaklarımıza dolanıyor, taşıma kutusunun çevresinde pervane gibi dönüyordu. Sanki “Ne olur, son şansım” der gibiydi. Arkaya kalkıp ellerimize kuyruğunu sarıyor, inan bana, elinden gelen her şeyi yapıyor ki biz onu sevelim, sahiplenelim.
Daha ilk fotoğrafından anlamıştık zaten; bu kızda uyuz vardı. Neyse ki yeni başlamıştı, tedaviye da gayet iyi cevap verdi. Boynuna damlatılan “Stronhold” ya da “Inspector” tarzı ilaçlar çabukça fayda etti.
Biraz ısınıp, sevgi görüp emanet alındığında ise kedicik vızır vızır mırlamaya başladı, adeta bir traktör gibi… Sürekli yanımıza sürtünüyor, hiç bıkmadan ilgi bekliyordu. İlk birkaç gün resmen sadece yiyip uyudu o kadar; sonra tekrar başa, yemek-uyku-yemek…
İsmini de kendisi seçtirdi gibi oldu: Patates. Gerçekten de küçük, yamuk yumuk, garip ama bir o kadar da tatlı bir patatese benziyordu. Ama bu halleri uzun sürmedi. İlaçlarını düzenli damlattıkça, karşımıza kocaman gözlü, sevimli bir kız çıktı!
Kulaklarının ve bacaklarının tüyleri henüz tam çıkmadı ama bunun da zamanı gelecek. Şimdi Patates, veterinere kısırlaştırma için kaydı yapıldı; her geçen gün daha bakımlı, sağlıklı ve şirin bir kediye dönüşüyor. Şimdi kucağımıza aldıkça içimiz biraz olsun ısınıyor valla!




