Bir Mucize ile Yaşamak Kolay mı?

“Anne, sen de onu çok seveceksin! O bir harika!” diye heyecanla atıldı Emre.
Aleyna, ocak başında yemeği karıştırırken hafifçe gülümsedi: “Harikayla yaşamak yorucu olmaz mı?”

Aleyna mutfakta yemek yaparken her zamanki gibi dinliyordu. Kocası hayattayken, onun işten dönüşüne yetişecek şekilde yemeği hazırlardı. Kocası sekiz yıl önce vefat etmişti. Şimdi de aynı dikkatle oğlunu bekliyordu.

Kapıda anahtar sesi duyuldu, koridordan Emre’nin sesi geldi:
“Anne, geldim.”
“Duyuyorum,” diye karşılık verdi Aleyna.

“Bugün ne pişirdin? Köfte, kızarmış patates mi?” Emre, annesine sarılıp omzunun üzerinden tencereye baktı. Yeşil soğanlı kızarmış patatesin kokusunu çekti.

Aleyna ocaktaki ateşi kapattı, tencerenin kapağını örttü.

“Neşen yerinde görünüyor, ne oldu?” Oğlunun ses tonundan ruh halini anlayabiliyordu.
Emre biraz geri çekildi.

“Anne, evleniyorum.”

“Çoktan zamanı geldi. Peki Nihal neden bize uğramıyor?” diye sordu Aleyna, oğlunun kararan yüzüne baktı.

“Ben Aslı’yla evleniyorum.”
Aleyna’nın sırtına bir ürperti yayıldı. Oğlu çoktan büyümüştü. Artık sadece özel anlarda ya da mutlu olduğunda ona sarılırdı.

“Güzel bir isim. Peki Nihal?”

“Nihal cumartesi günü evleniyor. Bunu konuşmak istemiyorum anne. Hadi yemek yiyelim.”

“Nihal’in düğünü iştahını kapatmamış, iyi. Ellerini yıka.”

Aleyna oğlunun önüne kızarmış patates dolu tabağı koydu, karşısına oturup çenesini eline dayadı. Onun yemesini izledi.

“Bu Aslı kim?”

“O iyi bir kız. Sen de göreceksin. Onunla tanışmanı istiyorum. Cumartesi mesela?” Emre yemeyi bırakıp annesine baktı. “Aslı’yı çok seveceksin, eminim. O bir harika!”

Aynı şeyleri Nihal için de söylemişti. Nihal’in daha zengin birini seçtiğini, kızın annesinden öğrenmişti. Aynı okuldan arkadaşlarıydılar, çocuklarının evleneceğini umuyorlardı. Tesadüfen markette karşılaşmışlardı, arkadaşı da haber vermişti. Kızının seçimi için özür bile dilemişti.

“Harika dediğin de bir gün bıkar insanı. Yorulmaz mısın harikayla yaşamaktan?” diye alaycı bir tonla sordu Aleyna.

“Anne, komik değil.”

“Ben de gülmüyorum. Anlat bana, ne var onda bu kadar harika olan?”

“Niye bu kelimeye takıldın ki?” Emre duraksadı. “Öğretmen, okulda Türkçe ve edebiyat dersi veriyor. Ciddi, kültürlü biri. Onunla iyi anlaşıyoruz.”

“Peki ailesi ne iş yapıyor?”

“Babası mühendis, annesi ev hanımı.”

“Memleketi…” Aleyna cümlesini tamamlamadı, oğlunun devam etmesini bekledi.

“Nereden geldiği ne fark eder ki?” diye tepki gösterdi Emre.

“Elbette. Demek buradan değil. Burada mı yaşayacaksınız?”

“Eğer istemiyorsan, kiralık bir ev buluruz.” Emre annesinin gözlerinin içine baktı.

“Hayır, kesinlikle istemiyorum değilim. Mutlu olurum. Tek başıma ne yapacağım? Torun beklerim artık. Anlaşamazsak, o zaman kiralarsınız.”

“Aslı çocuk konusunda acele etmek istemiyor, önce işinde tecrübe kazanmak istiyor.”

“Aslı istemiyor, Aslı karar verdi…” diye taklit etti Aleyna. “Neyse, cumartesi harikanı yemeğe çağır. Bakalım görelim.”

“Aleyna tabağı lavaboya koyup ayağa kalktı.

“Sen dünyanın en iyi annesisin,” dedi Emre de kalkarak.

“Umarım evlenince bunu unutmazsın.”

Aleyna bulaşıkları yıkarken düşünüyordu. “Öğretmenmiş. Bütün akşamlarını kağıt okumakla, ders hazırlamakla geçirecek, hafta sonları da sınıfla gezilere gidecek…” İçini bir hüzün kapladı. “Emre ne çabuk büyüdü, evleniyor. Keşke babası görebilseydi…”

Cumartesi sabahı erkenden Aleyna mutfakta hummalı bir çalışmaya girişti. Emre aynanın karşısında uzun süre vakit geçirdi, gömleğine uygun bir kravat seçmeye çalıştı. Sonra Aslı’yı karşılamak için evden çıktı.

Aleyna, o harika öğretmen kızı hayal etmeye çalışıyordu ama aklına sadece eski bir Türk filmindeki sert karakterli kadın kahraman geliyordu.

Aslı, ince yapılı, uzun düz saçlı, iri gözlü bir kızdı. Gösterişli bir güzelliği yoktu, sokakta görsen dikkatini çekmezdi. Az yiyor, her yemeği ölçülü bir şekilde beğendiğini söylüyordu. Şarabı sadece yudumladı. Ona bakarak Emre de içmedi.

“Çekinme Aslı, rahat ol,” diye onu cesaretlendirdi Aleyna.

“Heyecandan tutulmuş, benden çekiniyor. Damat adayının annesiyle ilk kez tanışıyor,” diye düşündü Aleyna. “Emre bu kızda ne buldu acaba? Yoksa Nihal’e inat mı evleniyor? Ah Nihal…”

İki ay sonra mütevazı bir düğün yapıldı. Aslı’nın anne babası da geldi. Annesi de ince yapılı, sessiz, ezik bir kadındı. Babası şakalar yapıyor, gençken sevdiği bir film karakterinin adını kızına verdiğini anlatıyordu.

“Ama o karakteri canlandıran oyuncu çok güzeldi. Keşke kızınıza onun adını verseydiniz,” diye atıldı Aleyna.

“Ben de öyle demiştim ama dinletemedim,” diye mırıldandı Aslı’nın annesi, kocasına baktı, gözlerini yere indirdi ve bir daha konuşmadı.

“Peki sizin adınızı da öldürülen bir kraliçeden mi aldılar?” diye karşılık verdi Aslı’nınNihal bir daha ortaya çıkmadı, Emre ve Aslı ise bebeklerinin doğumuyla birlikte yepyeni bir hayata adım attılar, Aleyna da artık torununu kucağına almanın hayalini kurarken, kaderin ne kadar şaşırtıcı dönemeçlerle dolu olduğunu bir kez daha anladı.

Rate article
Lifequest
Bir Mucize ile Yaşamak Kolay mı?