Aynaya bakan Asuman, otuz beş yaşında, güzel bir kadın, ama gözleri biraz hüzünlü. Anlam veremiyordu: Modern Türk erkekleri ne istiyor, kim anlayabilir ki? Üniversitede bunu öğretmiyorlar tabii. Kırmızı diplomanın faydası yokmuş demek ki!
Asumanın çocukluğundan beri hayali belli: Sıcak bir aile, sevgi dolu bir koca ve en güzelinden üç çocuk. Aklında hep kendi anne-babası vardı, sanki aile olmanın ansiklopedik örneği gibiydiler. Asumana hız verilse, ışık hızında evlenecek neredeyseMutluluğu kaçırırım diye ödü kopuyordu!
Kocası Veliyle üniversitede tanıştı. Veli, fit, yakışıklı, kafası çalışan biriydi. Arkadaş ortamlarında şakacılığıyla hemen fark edilirdi, muhabbetin mecburi merkeziydi. Bir parti vardı, orada tanıştılar, yıldırım aşkı resmen. Veli, Bursadan İstanbula okumaya gelmiş, Asuman ise ailesiyle Kadıköyde yaşıyordu.
Daha altı ay geçmeden Veli evlenme teklif etti. Asuman’ın hemen kabul etmesi sürpriz değil! Okul bitince evlendiler. Veli öyle romantik, ilgili, zarif koca ki, Asuman kendini dizi sahnesinde sanıyordu. Veli, büyük bir doğalgaz şirketinde mühendis oldu, Asuman da bankada uzman olarak başladı.
Düğünden sonra yalnızca altı ay geçmişti ki Asuman hamile olduğunu öğrendi. Veli bu habere pek sevinçli değildi.
Asuman, nasıl yani? Sen her şey kontrol altında demiyor muydun?
Veli, vallahi ben de şaşkınım Nasıl oldu anlamadım, dedi Asuman, kocasının memnuniyetsiz tonundan afallamış olarak. Ama ne fark eder ki? Zaten çocuk istiyorduk. Kısmet işte, hayırlısı böyleymiş.
Aman saçma konuşma! Kısmet değil, ihmalkârlık bu. Yeni işe başladık, şimdi kariyer zamanı; alt değiştirmek değil!
Asuman gözyaşlarını zor tuttu. Bu tepkiyi hiç beklememişti.
Asuman, güzelim, diyerek omzuna sarıldı Veli. Yani şey acele etmiyor muyuz? Biraz beklesek, zamanımız var daha
Asuman şaşkınlıkla baktı Veliye.
Sakın aklından çıkarma! Olmuyorsa ben ısrar edecek değilim, hem karar senin.
Asuman koşarak çıktı evden. Yollarda dolanıp durdu, yaşananları kafasında evirip çevirdi. O büyük, mutlu aile hayali tuzla buz olmuştu sanki.
Bir süre konuşmadılar. Sonra Veli özür diledi, düşündüğünü, baba olacağına sevindiğini söyledi. Asumanın gözü aydın, bulutlar dağılmıştı. Sekiz ay sonra oğulları Arda dünyaya geldi.
Asuman anneliği çok sevdi. Bebek bakmak, evi çekip çevirmek, Veliye türlü türlü yemekler hazırlamak ona büyük mutluluktu. Arda üç yaşında olduğunda Asuman tekrar bankaya döndü, oğlunu da kreşe yazdırdı.
Genç anne mutluluktan uçuyordu adeta, dünyanın en şanslı insanı olduğuna emindi. Aile dostları da sanki bunu doğrular gibiydi. Veli ve Asumanın evinde sık sık eski okul arkadaşları aileleriyle toplanırdı. Bir defasında Asuman, Velinin arkadaşlarıyla yaptığı sohbeti duydu.
Veli, var ya, karın kral gibi kız! Hem güzel, hem zeki, çalışıyor; evi düzenli, yemeği şahane.
Aynen ya, dedi diğeri. Benimki sadece para istiyor, bir de sabrımı zorluyor.
E kardeşim, ben de fena değilim, o yüzden hanım da harika! diye ekledi Veli.
Hepsi kahkaha attı. Ama kadınların Asumana anlattığı hikâyeler biraz daha farklıydı…




